19 Ocak 2014 Pazar

ceee


Bir ay oldu mu? Sanmayın ki bu süre zarfında boş durdum. Belki de yazınsal anlamda en üretken olduğum dönemdi. Güne dair küçük ama oldukça renkli ve bir o kadar ilginç, öyle şeyler kaleme aldım ki… Kiminde sadece “alan araştırması yapan katılımcı gözlemci “modundaydım. (Az önceki cümlede okuduğunuz, zincirleme isim tamlamasıyla yazar burada gitgide sosyolog olmaya başladığının sinyalini vermekte, takılmayın. )Kiminde bizatihi olayın öznesi durumundaydım.  Sonra arta kalan zamanlarda epey sinemadan, çoğunluk hollywood’dan bahsettim. Martin Scorsese ile Woody’nin gitgide siyam ikizine dönüşmelerinden, sinematografik anlamda değil tümüyle fiziksel. South park family guy gibi animelerin,bazı eski filmlere yaptıkları göndermelerin anımsatmasıyla, altmış yetmişlerin sinemasına yolculuk yaptım. Diane Keaton’lara Charlotte Rampling’lere yöneldi vizörüm. Helen Mirren ve Judi Dench imdb’de itinayla taranıp, yerlere eğilip secde edildi falan. Diksiyon kursu almaya başladım, hâlâ hızlı ve telaşlı konuşuyorum Allah’tan. Woody’nin nevrotik, ironili üslubuna sahip olduğumun ayırtına vardım da o haseple Allah’tan dedim. :) Woody demişken, yeni yaşıma girdiğim ilk saatlerde çok güzel bir hediye aldım doğrusu. Çokta uğraşmış çocuklar sağ olsun, gecenin maliyeti rahat milyon doları geçmiştir. Hepsi zahmet edip bir araya gelmiş benim için. Üstelik bilmem kaç ülkede canlı yayınlandı. Altın Küre (Golden Globe)den bahsediyorum yahu :) sabaha denk izledim büyük bir keyifle. Kırmızı halı olsun, bizimkilerin salonda konuşlanışı olsun. Çoğunuzun fark etmediğine emin olduğum öyle kulis dedikoduları çıkardım ki. Bunları da yazdım. Gece de Cecil d Demille’e Woody allen layık görüldü. Diane Keaton, Woody için öyle içten samimi ve bir o kadar dolu bir sunum yaptı ki, ayakta alkışladım. Yine sizlerle paylaşmadığım Charlie rose’a konuk olan Dicaprio’yu yerdiğim yazının biraz insaniyetsiz olduğunu fark ettim. Zira L. Dicaprio gece boyunca ustalarını büyük bir dikkat, heyecan ve hayretle takip eden yegâne kişiydi.(Yanında bir hatun olmaması bunda büyük etkendi tabi ) Ah! Unutmadan, Jacqueline Bisset bile gecedeydi. Bundan daha güzel bir hediye alamazdım gerçekten. Fena içmişti :)

İşte bir ay böyle geçti gitti. Şimdide şu finalleri verip, ihmal ettiğim biricik kentim İstanbul’u doyasıya gezmek istiyorum. Ah bu arada, Woody emin ol senin Manhattan’ına on basar benim şehrim. Ayrıca sırtımda paralanmaya yüz tutmuş ceketim haricinde gene emin ol fiziksel açıdan hiçbir benzerliğimiz yok seninle. Hani övünmek gibi olmasın Johny Deep ile hım… (bulamadım) Johny deep arasında bir yerlerdeyim.

Woody : Bi-bilemiyorum. Bugünlerde uzun saçlı ve keçi sakallı bir çok kişi bu..bu yanılsamayı yaşıyor bence.Sağ yanağında kocaman beni olan bir kız arkadaşım vardı. Kkk-ke..sırf bu yüzden kendisini Robert De Niro’ya benzetiyordu.
Ben: Woody ? come on… :)
Woody: Ta-ta-tamam. Kabul ediyorum. Bir gece yatakta tam da o işi yaparken dayanamayıp oo-ona bunu söyleyen bendim. Ne yapabilirdim ki ger-gerçekten çok benziyordu. Anlamadım sonrasında beni terk etti. Why?

Not: bu diyalog tümüyle bir hayal ürünü olup yıllardır seyrettiğim Woody filmlerinden öğrendiğim mizah tarzının bir ürünüdür. (özellikle eski filmleri)olmadı ya :Pp

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...