12 Temmuz 2014 Cumartesi

Yeniden Leman


Tatil dönüşü bir dinlenme tesisinde telaşla sigara üstüne sigara tüttürürken gözüme zamanında müdavimi olduğum Leman dergisi ilişti. Dergi doksanlı yılların ortasında biz lise öğrencilerinin (bir kısmının)vazgeçilmeziydi. Mizahın yanında asıl önemli olan yurt haberlerini ondan alıyorduk. Üstelik yaş itibariyle sıkıcı bulduğumuz gazete haberlerinden daha renkli ve farklıydı. Adeta üçüncü gözümüzü açmıştı. Eleştirel bakış açısını, madalyonun bir de öteki yüzü olduğunu buradan öğrenmiştik. Nesnel ve tarafsız habercilik yapıyor, iktidara asla biat etmiyordu. Haksızlık etmeyim, elbette o dönemde çok iyi gazeteler ve köşe yazarları vardı muhakkak. Ama haberi mizahla süslemek, eğlenceli çizgilerle bezemek kuşkusuz biz gençliğe daha sıcak geliyor olmalıydı.

Uzun yıllardan beri alıp okumuşluğum yoktu, bakalım nasıl bir yol almış diyerek satın aldım. Birincisi fiyatının iki buçuk lira oluşu bana çok fazla geldi. Bir öğrencinin alıp okuyabileceği fiyatın çok üzerinde. Kapak çizimi çok baştan savma geldi ve bence olması gereken kadar vurucu değildi. Kapağın arkasındaki Sefer Selvi gayet başarılı, isim tanıdık gelmekle beraber, yanılmıyorsam dergiye yeni katılan bir isim olsa gerek. Gene yukarıda paylaştığım Sefer&Güneri imzalı “tebliğ yanığı” esprisi beni en çok güldüren kare oldu ve pekâlâ kapak konusu olabilirdi. Daral Timsah hâlâ devam ediyor ama Çağçağ’ın çizim tekniği daha sadeleşmiş geldi bana eskisi daha iyiydi. Güneri İçoğlu ve Atilla Atalay eskisi gibi yazmaya devam ediyor, sevindirici.


Ulan keşke Bayan Yanı’nı da alsaydım diye hayıflanırken orta sayfada Feyhan Güver’in Bayır Gülü, Ramize Erer’in Kötü Kız’ı ve onlara göre daha yeni bir isim olan İpek Özsüslü ile karşılaştım. Bu kızlara hayranım ama şaşırdım, Bayan Yanı artık devam etmiyor mu yoksa? Bezgin Bekir bıraktığım yerde:)seviyorum bu adamı. Felat Delibalta yeni bir isim, fena değil. Kıllanan adam, hain evlat ökkeş, öğreten adam ve oğlu hepsi yerli yerinde, ne mutlu :) Çağçağ’ın Kozzi karakteriyle yeni tanıştım; Timsah’ın bir türevi gibi. Son sayfa ise Suat Özkan’ın Kırık Leblebi’sine ayrılmış. Sonuç olarak, nostaljik mi bakıyorum bilmiyorum ama sanki eski tadı alamadım ben. Bahadır Boysal, Fatih Solmaz, Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu gibi isimleri aradı gözler. Nihat Genç’in yazılarını da öyle. Sanırım daha aklıma gelmeyen birçok çizer Penguen, Uykusuz gibi dergilere dağılmış olmalılar. Bir ara diğerlerini de alıp burada kritik edeceğim. Mizah dergileri hep var olmalı, okuyalım okutalım der iyi günler dilerim.

Hiç yorum yok:

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...