20 Kasım 2017 Pazartesi

Yavuz Turgul ile yeniden...



ANLAR 

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 
İkincisinde, daha çok hata yapardım. 
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. 
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, 
Çok az şeyi 
Ciddiyetle yapardım. 
Temizlik sorun bile olmazdı asla. 
Daha çok riske girerdim. 
Seyahat ederdim daha fazla. 
Daha çok güneş doğuşu izler, 
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. 
Görmediğim bir çok yere giderdim. 
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. 
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. 
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. 
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, 
Gitmeyen insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. 
Eğer yeniden başlayabilseydim, 
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. 
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. 
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, 
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer. 
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum... 
ÖLÜYORUM... 

Merhaba, uzun zamandır ihmal ettiğim bloğuma bir çoğunuzun bildiği Borges'in bu şiiriyle başlamak istedim.Bence en iyisi,hep buradaymışcasına yazıya bodoslama dalmak.İşte nihayet uzun zamandır beklenen Yavuz Turgul ve Şener Şen buluşması gerçekleşti ve bende hemen filme koştum tabii. Şimdi usta yönetmen gene öyle bir film yapmıştır ki her zaman olduğu gibi Türk sinemasına çıta atlatmıştır diye düşünüyor ya da böyle bir beklenti içindeyseniz hiç gitmeyin derim.Lakin sinema okuyorsanız veya oyuncu olmak gibi bir hayaliniz varsa koşa koşa gişenin yolunu tutun, zira neredeyse tüm oyuncuların performansı bir öğreti niteleğinde. Özellikle Şener abi solo çekmiş sanki. Film de aslında konusu itibariyle aslında hepimizin bildiği ama yaşamın hengamesi içinde unuttuğumuz bir çok şeyi anımsatması açısından güzel,yerinde bir seyirlik.Total olarak bir not vermem gerekirse ki kıt notlu biriyimdir 7.5'i hak ediyor.

Gelelim günümüz sinemalarına,şu avm sinemalarına. Gitmeyin arkadaşlar buralara,sinema müstakil olarak içinde sadece sinema salonu olan yerlerde izlenir. Yahu bilete n'oldu,fiş nedir yahu? Bir de barkodu var iyi mi, turnike var üstelik ,barkodu okutuyor fuayeye giriyorsun. Antrakt sırasında sigara içmeye falan çıkacaksan o fişi kaybedersen yandın,ne mümkün tekrar girmek. Allah'tan bizim İstanbul'da hala var böyle bir kaç yer, bir dahakine trafiği göze alacağım ve mutlaka gerçek bir sinemada izleyeceğim. Neden Borges'in anlar isimli şiiri ile başladığıma gelirsek,aslında bir bakıma filmin özeti niteliğinde ve zaten bir edebiyat aşığı olan Rutkay Aziz'in canlandırdığı karakter sayesinde şiiri filmde dinliyoruz da. Arkadaşının aksine şu kapitalist dünyanın tekerine kapılmamış Rutkay'ın evinde kitaplar,fotoğraflar objeler olsun hiç biri alalade etrafa saçılmış değil.Dikkatli gözlerden kaçmayacaktır,yabancısı olanlar içinde yol gösterici olacaktır bir bakıma. İlk gençliğimde bir çok yazarı veya kitabı başka romanlarda adlarının geçmesi sayesinde keşfetmiştim. Seviyorum bu taktiği kullananları,evet bence bir taktik ve gerekli de. Filmde ki Şener Şen'in canlandırdığı karakter gibi travmatik bir olaydan sonra yüz seksen derece değişen bir kaç kişiye tanık oldum hayatımda. Aksi,nemrut,sinemaki insanların değişimlerine çok tanık oldum ve çevresindeki eş dost akrabalarının aksine gizli bir merhamet beslemekle birlikte geçmişlerini unutup sarıldım onlara. yaşamlarının son anlarında dahi olsa hatalarının farkına varmaları bence büyük bir erdem ve ben bile  affediyorsam bunu, bir tövbe olarak görüyorsam; hiç süphesiz merhameti bir kuluyla mukayese dahi edilemeyecek Tanrı kesinlikle affediyordur.

Bir kız arkadaşım ,aslında biz ona  ilk sevgilim diyelim, sanırım tam olarak yirmi yıl önce reenkarnasyon ile ilgili bir kitap vermişti bana. Kitabın önermesi şuydu: Kimimiz bir defa dönüyoruz hayata,kimimiz beş,kimimiz ikiyüz elli defa gibi. Sebebi şu, tümüyle dört dörtlük bir insana dönüşene dek reenkarne olup duruyormuşuz. gerçek veya yalan olsun, bunu öğrendiğimden beri biriyle tanıştıktan kısa bir süre sonra kafamda tahlil yapıyorum ve çok da eğlenceli. " hmm bu öküzün kesin ilk gelişi anasını satayım" ya da "belli, var bi elli kez gelmişliği ama hala tırt anacığım".
Neyse uzun zamandır ilk yazım,paslanmışım ister istemez. He bir yandan bakın üçe çeyrek var, uykumdan istirahatımdan ödün verip geçtim klavyenin başına. Aslında çok daha farklı şeylere değinecektim ama gözüm kesmedi vallahi. Artık bir daha ki sefere,iyi bir hafta diliyorum hepinize. Sevgiler...

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...