28 Mayıs 2016 Cumartesi

Kendimle röportaj - volume: 2

röportajdan bir kare

Evet, geçen hafta Balthus ile kalan röportajımıza söz verdiğimiz üzere devam ediyoruz.

Balthus, bloğunuzun isminden anladığıma göre Kafka’nın sizde özel bir yeri var. Peki, bunun haricinde kimleri okursunuz, favori yazarlarınız desem?

Rus edebiyatının bende özel bir yeri vardır, tüm Rus klasiklerini okumuşumdur sanırım. Jean Paul Sartre’a ayrı bir hayranlığım vardır. Aslında varoluşçu tüm yazarları severim demek daha doğru. Amerikan edebiyatında da yadsınamayacak yazarlar var. Ama yenilerden derseniz, ne dünyada ne de ülkemde takip ettiğim kimse yok, bu üzülerek sinemada da müzikte de böyle. Hatta tüm sanat dallarında diyebilirim. Daha ileri gidelim, sanırım yeni olan hiçbir şeyi sevmiyorum. Mesela yeni bir ceket aldım diyelim ona bile alışmam çok sancılı geçiyor.

Türk edebiyatı ile aranız nasıl peki?

Elif shapak , mr Orhan pamuk gibi isimler yeni tabirle şimdilerde trend. Bu çok üzücü. En üretken ve işi sadece yazarlık olan bir isim verip bu bahsi kapayalım. Murathan Mungan yüz akımızdır, nokta.

Peki, sinema ve tiyatromuzu nasıl buluyorsunuz?

Samimi söylüyorum oyunculukta dünyaya parmak ısırtacak denli başarılı aktör ve aktiristlerimiz var. Şaşıracaksanız ama buna yenilerde dâhil. Tek sıkıntımız senaryo Levent. Son zamanlarda özellikle tiyatroda izlediğim tüm oyunlar yabancı menşeli, sinemamız ise endüstriyelleşme yolunda, komedi filmlerine mahkûm oluşumuz bundandır. Fazla gişe kaygısı yaşıyoruz. Yakınlarda üstat Yavuz Turgul yeni bir film çekecek sanırım gene Şener Şen ile. Umarım genç sanatçılarımıza iyi bir örnek olur, sinemamızı kendine getirir.

(tam başka bir soru sormak için yutkunurken devam ediyor )

Bir gün bunu söyleyeceğimi sanmazdım ama Cem Yılmaz’ı son zamanlarda çok takdir etmeye başladım. İyi bir sinemacı olacak o çocuk. Siz bakmayın son birkaç filminin gişede fiyasko yaptığına, maalesef ülkemizde iyiye işaret bu.

Tamam, birkaç soru önce genelleme yaptınız ama gene de eşelemek istiyorum, ya müzik?

Müzikte dünya tepetaklak yuvarlanıyor artık, neredeyse dinleyecek bir şey kalmadı. Eski bir rocker olarak senelerdir sadece klasik müzik dinliyorum. Bir yerde duymuştum: Sözler müziğe yapılması gereken zorunlu bir cinayettir diye. Sadece enstrümantal dostum, sadece enstrümantal. Amy Winehouse diye bir hatun gelmişti ki yazık, Tanrı bize onu çok görüp yanına alıverdi.

Mimikleriniz ve saatinize sıkça bakmanızdan anlıyorum ki sıkılmaya başladınız. Ancak sizin hakkınızda pek bir şey öğrenemedik, kimdir Balthus?

Bu kalıp soruya çok gıcığım doğrusu( gülüyor) Yıllar önce sanırım bana platonik duygular besleyen bir kız sormuştu bunu. Yaklaşık şöyle bir laf etmiştim defetmek için:
Ben kimim sorusunu yıllardır kendisine soran Kafkaesk bir tutunamayan.

Şöyle düzeltiyorum o zaman bir cv yazdığınızı düşünelim?

Sosyologum zaten biliyorsunuz. Babadan demir doğrama ustasıyım. Yazar ve çizerliğimde vardır kendimce. Orta derece İngilizce iyi bir Türkçem vardır. Birkaç yıldır satış danışmanlığı yapıyorum. Sanırım hepsi bu ( gülüyor )

İstemezseniz yanıtlamaya bilirsiniz, ya siyasi görüşünüz?

Sol cenahtan biriyimdir, gizleyecek değilim. Yalnız şimdilerde çoğu kavram gibi solunda manası değişti. Ülkenin çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan tüm siyasi oluşumlar kabulümdür. Atatürkçüyüm ve Kemalizm’den bir farkı yoktur bu kavramın onu da belirteyim. Ülke artık sağ sol diye bir ayrışma içinde değil. Ayrıştık ve ayrışmamız şu yönde, sorulması gereken şu? Milli misin, gayri milli mi? ben milliyim.

Son soru gelecekle ilgili planlarınız neler?

Gelecek planları yapmayı bırakalı çok oldu zira gerçekçi bulmuyorum. Yarının garantisi hangimizde var ki. Sadece yakın gelecekle ilgili şeyler tasavvurluyorum. Tanrı yardım ederse birkaç ay sonra bir atölye açmayı düşünüyorum. Sadece metalden dekoratif şeyler tasarlayıp, pazarlamayı hayal ediyorum.

Çok teşekkür ederim Sayın Balthus.

Sadece Balthus (gülüşüyoruz )

Umarım okuyanlarda benim kadar bu sohbetten keyif alır. Güzel bir yaz diliyorum, hoşça kalın.

Güle güle…



21 Mayıs 2016 Cumartesi

kendimle röportaj -1


(şu mim denilen olayı asla çözemedim. sanırım okuduğunuz yazarı bir nebzede olsa tanıma arzusu,yanılıyorsam söyleyin. bende hiç böyle bir duygu olmadı. şimdiye değin onlarca kez mimlendim ama iştirak etmedim. işte balthus'u merak edenler için,biraz da can sıkıntısından böyle bir yol buldum )

Selam. Bu hafta sonu uzun yıllardır bir blogger olan Balthus  ile sohbet edeceğiz. Kendisi buna  başında şiddetle karşı çıktıysa da röportajı benim yapmam şartıyla kabul etti. Samimi bir görüşme oldu,okuyunca sizde bunu eminim hissedeceksiniz.

Merhaba sayın Balthus,klasik bir soruyla başlayalım. Sizi blog yazmaya iten sebep neydi ve ne zamandır blog dünyasında varsınız ?

Balthus demeniz yeterli. Bir gün gugulda sanırım bir yazarın kitabını arıyordum,derken kendimi Elif hanımın  sayfasında buldum. bir iki saat boyunca başkaca bir çok yazısını okudum. Çok iyiydi, hala da öyledir. Bende iyi bir okur olarak pekala insanlara böyle bir fayda sağlayabilirim dedim ve öyle başladım. Yani öncül sebebim buymuş, ama şimdi düşününce pek çok şey sayabilrim. Beni rahatlatıyor yazmak,bazen yalnızlığımı paylaşıyorum bazen öfkemi kusuyorum. Ne zamandır bu mecrada varım hmm…sanırım beş altı yıl falan.

Öncesinde günlük tutulurdu kişi en mahremini o deftere dökerdi. Hatta kimse okumasın diye evin gizli bir köşesinde saklardı. Neden niçin insan özelini paylaşmak ister ?

Çok basit, yontma taş çağında duvarlara çeşitli figürler kazıyan atalarımızla aynı kaygıyı yaşıyoruz: bende varım demek için. Yalnız burası diğer sosyal ağlara nazaran çok daha teşhirci bir yer kanımca. Örnekse,instagramda sadece fotolarımızı paylaşıyoruz,donmuş bir kare. Burada ise yeri geliyor istersek çırılçıplak kalıyoruz,duygularımızı düşüncelerimizi paylaşmak cep telefonunu yukarı kaldırıp şuh bir bakış atarak selfie çekmekten çok daha cüretkar. Ben uzun yıllar odasında günce tutanlardan biriydim. Ama itiraf etmeli günün birinde,çoook uzun yıllar sonra birisinin,birilerinin okumasını istiyordum gizliden.

Nerede o günlükler,ben hemen okuyabilirim mesela :)

Buhranlı bir anımda hepsini yaktım.

Bir cafede değilde evinizde kabul ettiniz beni,buna çok sevindim. Evin her yerinde çizmiş olduğunuz resimler var,hala çiziyor musunuz ?

Çok nadir,belki senede bir iki nü çalışıyorum o kadar.

Neden bıraktınız çizmeyi,gayet başarılısınız, bloğunuzda paylaşmayı hiç düşünmediniz mi? Veya bu alanda bir kariyer yapmayı ?

Teşekkür ederim levent. Sanırım bir iki çizimimi bloğumda paylaşmıştım. Kariyer yapmaya gelince,özgüven eksikliği diyelim. Zamanında birkaç popüler dergide amatörlere ayrılan kısımlarda karikatürlerim yayınlanmıştı. Benle başlayanların bir çoğu şimdi oldukça iyi yerlerde.

Mesela ?

İsim vermeyeceğim.

Dostlarınız sizi nasıl tanımlar ?

Sakin olduğumu söylerler,büyük bir yanılgı :) bunun için oldukça mücadele ediyorum zira sinirlenince kontrolümü yitiriyor ve en çok kendime zarar veriyorum. Sanırım birde hepsi iyi bilirdik derler :) ama en çok çalçene ve ukala olduğumu söylerler.

Ukala mısınız ?

Bunu asla kabul etmiyorum. Bilgiçlik taslamıyorum, biliyorum. Suç mu? Ama bazen bu çok antipatik oluyor farkındayım,son zamanlarda çokça konuda bilgimi paylaşmıyorum bu yüzden. Bilmediğim konuda ağzımı bile açmam,mesela futbol veya arabalar… onun haricinde pek te bilmediğim bir konu yoktur hani :) bu da çok ukalaca oldu di mi ? :)

Edebiyat ve Resimi biliyoruz, diğer sanat dallarıyla münasebetiniz nasıl ?

Dans haricinde hemen hepsiyle aram iyidir. Mesela sinema benim en profesyonel olduğum dal diyebilirim. Müziğe gelince sadece iyi bir dinleyiciyimdir. Ama komiktir sanattan tek para kazandığım dal müziktir :)

Nasıl yani ?

Zamanında birkaç yıl beyoğlunda bir arkadaşımla canlı müzik yapıyorduk. İyi bahşiş alıyorduk doğrusu

Enstrüman mı çalıyordunuz ?

Hayır Ati çalar ve söylerdi,ben nakaratlarda araya girerdim sadece :)ama iyi bahşiş topluyorduk.

Sesiniz güzel o zaman ?

Mutevazı olmayı pek sevmem,ciddi söylüyorum iğrenç bir sesim vardır,dinleyenlerimiz alkollü olduğundan arada kaynıyordu işte ( karşılıklı gülüşüyoruz )

Bu keyifli sohbetin devamını haftaya paylaşmak üzere hoşçakalın.

19 Mayıs 2016 Perşembe

Dalgalandımda daraldım.

Yani bana ne ama feysbuk değil lan arkadaşlar burası.  10 blogırın 8'i kadın bence. Yoksa ondan mı ? Yani ne bileyim içime atarak yazıyorum ondandır cümle kuramayışım. Hani tek farkımız günümüzde meziyet gibi gözüken 140 karakterden fazla yazıyor okuyor oluşumuz. Yazmayı değil ama blog okumayı bırakıcam bu gidişle.mimler çekilişler sözlük oluşturmalar falan. Sosyal ağlarda bile ayrışmayı başarabildik ya helal olsun :)yakında köşeyi dönünce feycimisin tivitırcı mı yoksa blogır mısın diye çevirecekler insanı.şu derslerde hiç bu kadar sıkmamıştı. Tüm sosyal hesapları kapadım iyi de yaptım henüz ikame edecek meşgaleler bulamadım ama yakındır. Bir Mel brooks filmi açayım iyisi mi :) hadi bye...

18 Mayıs 2016 Çarşamba

yer gök 19 MAYIS !

"Laikliğe yapılan saldırılara, bölücü teröre, başkanlık sistemine ve yeni anayasa girişimine karşı" 

Ben oradayım; ya siz ?


19 Mayıs 2016’da onuncu yaşını kutlayacak olan Türkiye Gençlik Birliği (TGB), 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda‘Birinci Vazife Yürüyüşü’ düzenleyecek.

Not: Yürüyüş Şişli Atatürk Evi’nden başlayacak ve Dolmabahçe’ye kadar devam edecek.
detaylı bilgiye tgb.gen.tr  linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz arkadaşlar. Bak ben iş güç finaller demiyor gidiyorum ona göre :) yurdun çeşitli noktalarından otobüs kalkacaktır,bilginize... 

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Selamlar

Kafalar ne karıştı di mi,alıcınızın ayarlarıyla ne çok oynandı. Sol olsun sağ cenah olsun. Aslolanın vatan olduğu unutuldu. Hatta vatanperverlik faşistlik olarak nitelendirilmeye başladı. Gençlik cihangir solcusuna büründü. Sağ merkezini yitirdi. Ulusal çıkarları herşeyin üzerinde tutmak,ne mutlu Türküm diyene demek,tek dil tek millet tek bayraktan yana olmak ırkçılık faşistlik demekse tüm bu yaftalamarı onurla kabul ediyorum. Nazım Hikmet'i bile anlamamışsınız eyy solcu arkadaşlarım o daha büyük faşo demek. Budapeşte radyosuna verdiği röportaja bakın isterseniz,ben kitap okuyamam falan derseniz. Ki dersiniz bilirim.sağ tandanslı olduğunu iddia eden dostlar vatan elden gidiyor farkında mısınız? Meclisteki partilerin hayati olan hemen her konuda hemfikir olduğunu görmez misiniz.neyse metroda eve dönerken yazıyorum burada kesip bir video paylaşıyorum.evet öfkeliyim ama benim öfkemin Nihat abininkiden bir farkı yok.saygılarımla...