22 Haziran 2017 Perşembe

hala I hate everyone !


Ne kötü, anlatacaklarım sona erdi. Belki de sebebi her akşam köşedeki çay ocağında benim yolumu gözleyen gençler olabilir. Pazartesi göbekli tepeyi ve insanoğlunun neden sonra yerleşik hayata geçtiğini ve bunu bu güne dek neden muhafaza ettiğini, dün Hz. İsa’nın doğumu ve evrende yalnız mıyız sorusunu ve bu gece kültür emperyalizmini, pir sultan Abdal’ı konuştuk. Daha doğrusu her zamanki gibi ben konuştum onlar dinledi. Sayelerinde her gece orgazm olup evime dönüyorum. Onları düşünmeye teşvik etmek, ezberlerini bozmak müthiş keyif verici. Son zamanlarda hazırlıklı gelmeye başladı veletler, soruları ve argümanlarını hazırlıyorlar aksi istikamette oldukları konuda. Bu beyhude çabaları daha da keyiflendiriyor esasen. Yazmayla kıyaslandığında konuşmacı Levent’in daha başarılı olduğu muhakkak. Sebebi ise düşüncemin hızına klavye kullanan parmaklarım yetişemiyor, ama dilim bu konuda oldukça eğitimli. Diksiyon kursuna çok hızlı konuştuğum için başvurmuştum zamanında. Sonunda hoca da aynı kanıya varmıştı, dilim düşüncelerimin hızına yetişemiyordu, hele ki kişi sizin kadar bilgiliyse diye ekleyerek ne yalan söyleyeyim gururumu okşamıştı. Gerçi sıkça duyduğum bir şeydir bu ama bunu söyleyen oldukça entelektüel ve üstüne çok seksi bir hatun olunca daha hoş oldu doğrusu. Lakin gene hızımı alamamış olmalıyım ki işte gene karşınızdayım. Çok eskiler yukarıda örnek verdiğim konularda yazılarımı okumuştur zamanında ama son bir yıldır takipçilerim şu anda olduğu gibi laf salatasından başkasına maruz kalmıyor ve doğrusu neden takip ediyorlar pek emin değilim.


Neyse bu çok ayıp olmaya başladı, biraz kendimi affettireyim. Duygu haritası denen şeyi duydunuz mu sayın okur. Sanatın hemen her alanında neredeyse kullanılmaya başlandı. Sadece sanatla da sınırlı kalsa keşke, siyasi söylemlerde buna değişik biçimlerde de olsa maruz kalıyoruz. Örnekse sahilde otururken yanınızdan son model arabasıyla geçen bir hadsiz son ses bir şarkı dinliyor ve şaşkınlıkla fark ediyorsunuz ki sözleri falan biliyorsunuz, zaten melodi hiç yabancı gelmiyor. Artık gelişen bilim insanın duygu haritasını ultraviyole ortamda gözlemleyebiliyor. Hangi notanın hangi sözün hangi duygunuzu hareketlendirdiği kabak gibi gözüküyor. Ve bazılarına göre özellikle bu tarz yapılan müzikler siz dinledikten sonra en az on beş dakika kadar doğru düşünebilme ve karar verme yetinizi sekteye uğrattığını iddia ediyor. Örnekse şu apaçi müziği denilen şey hangimizi bir yerden de olsa etkilemedi ki? İlk tavuklarla başlamışlardı buna, bazı notalarla günde iki kez yumurta almayı başarmışlardı. He bizde kuş beyinlilerden azcık farklı olduğumuz için çok zor olmadı başarmaları. Özellikle alışveriş merkezlerinde neredeyse aynı tarz müziklerin çaldığını fark etmediniz mi. Bir kulak karıştırıcısı almaya gidiyor ve dönüşte aldıklarınız arabanızın bagajına bile sığmıyor. Neydi şu geçen seçimde iktidarın çaldığı şarkı dombe ne ? işte onun gibi. Misal koca yazıda hiç “g” harfini kullanmadım fark ettiniz mi hep aynı yöntem işte ;)

ÖZÜR MAHİYETİNDE
 BONUS :


bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...