1 Eylül 2015 Salı

57 nolu yolcu


“ barbarlık insanlığın doğal halidir. Uygarlık ise olayların akışı sonucu oluşan anormal hali. Ve sonunda daima barbarlık hâkim olacaktır.”  Kanlı bir macerasının sonunda bol köpüklü şarabını masaya sertçe vurarak böyle söyler Conan.

Ömrü hayatım boyunca belki de kimseyle kavga etmedim, kavgadan kasıt dövüşmek işte. Bundan birkaç gün önce – anlatsam sonuna kadar haklıyım, emin olun- herifin tekine saldırdım. Birden beni ve onun çevresini birkaç kişi sardı ve dövüşmemiz engellendi.  Arada yediğim küfürler bana kâr kaldı.

“Süper egon çok gelişmiş Levent” demişti bundan çok önceleri bir ablam. Henüz anlamını bilmediğim için şiddetle karşı çıkmıştım. Ne egosu be ne diyorsun sen, hem de süper gibisinden. Haklıymış, hem de çok. Öyle gelişkin bir süper egom var ki yıllarca idim ile kıyasıya çatıştı. Ve her seferinde o kazandı, peki ne oldu, bu amansız mücadele sonunda bastırılan id patlak verdi. Ve teşhis: “levent bey, obsesif bozukluğunuz var. Telâşe kapılma iç şu hapları geçer.” 

Süper ego aşırı gelişmiş vicdandır kısaca sayın okur. Bir şey yapmadan evvel kırk defa düşünür, kılı kırk yararsınız. Bırakın biriyle dövüşmeyi, birine söylediğiniz çok masum bir laf bile içinize yara olur, uykularınız kaçar, nefesiniz tıkanır vesaire. İnsana dair olması gereken çok insani bir tepkiyi bile veremezsiniz.  Neyse çokta fazla bilmediğim konular ve terimlerle kafanızı karıştırmayayım.

Yılların işsizliği işte, fukaralığın dibine dibine vurmuşken el mahkum daha en baştan olmayacağı belli bir işe başladım. Başladım da n’oldu, ne sinir kaldı ne asap. Bütün o. çocukları aynı yere toplanır mı yahu? Toplanırmış sayın okur. İşte ilk defa idim baskın geldi ve saldırdım puşt herife, o da yarıda kaldı, bi boka benzemedi.

Temel uçağa binmiş bir gün, derken bir türbülans fırtına falan… Pilot anons etmiş: sayın yolcular on dakikaya düşüyoruz herkes son duasını etsin. Temelin yanındaki hemen başlamış: Allah’ım yıllarca kocamı aldattım her önüne gelenle yattım affet beni. Arkasındaki: Tanrım, yıllarca çaldım çırptım, kul hakkı yedim affeyle. Bir diğeri: ey Allah’ım haram desem bende, orospuluk desen bende, yalan dolan bende affet yarabbi. Bir başkası: Allah’ım karımı en yakınlarıyla bile aldattım, dostlarımı hep arkasından vurdum, rüşvet yedim, kara para akladım affet. Bu tüm uçakta böyle sürüp gitmiş. Sıra gelmiş Temel’e herkes ne diyeceğini merakla beklemiş. Temel ellerini semaya açıp söyle demiş: Eyy Allah’ım! Bunca o.çocuğuyla birlikte aynı uçakta olduğum için beni af eyle.

İşte durumum biraz da budur sayın okur. Bir suçlu varsa benim sanırım. Yıllarca beyoğlunda sürtmeyip adam akıllı, seveceğim bir işe kanalize olsaydım şimdi burada olmayacaktım. Kendim ettim kendim buldum. Neyse, yazarım yine bir ara hoşçakalın.


25 Ağustos 2015 Salı

bilemezsin ki ....


yazamayacak kadar bitkinim,ufak bir sınava ne derseniz ? hem biraz gündemden sıyrılırsınız. ama uyarayım oldukça zor.
 gözlüklü saçları seyrek yahudi kökenli herifi tanıdınız mı ?bu filminde yaşadığı yeri anlatıyor.
bu planörün gazabından kaçmaya çalışan adamı tanıdınız mı peki; bir A.H. klasiği. çok filmde bu sahne tiye alınmıştır.
mesela bu filmde de bir şekilde yad edilir yukarıdaki sahne.Ya bu filmi buldunuz mu?
film, esas oğlanın elinde tuttuğu heykelciğin adını taşıyor,var mı bilen ?
onca uğraştan sonra firarın bu şekilde sonuçlanması :( Kimler kimler yoktur ki bu şaheserde.

Hadi bakalım 5 filmi de doğru tahmin eden blog,tarafımdan en baba blog ilan edilecek ve arzu ettiği bir karakalem çizim hediye edilecektir. for eksemppıl kendi portresi veyahut bloguna bir kapak resmi falan. Büyük ihtimal bilen doğru bilen çıkmayacaktır ya.



17 Ağustos 2015 Pazartesi

sinema

bir  METİN ERKSAN filmi
"SEVMEK ZAMANI"


- Hayır. Benimle resminin arasına girme istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım... Resminle aramda ne kadar uzun zaman geçti. İlk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım. O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine. Gene iyilik gene sevgi vardı gözlerinde...

- Resmimin yerine ben seveceğim seni. Artık ben varım.


- Hayır hayır. İstemiyorum seni.Benim dünyama girmeye kalkma.Merhametsizce yıkarsın onu.Resmin benim kendimden bir parça. Bırak ben onu seveyim. Sen sevmek isteme beni senin ellerini tutmak istemiyorum.Sonra çekersin o ellerini benden.Ben resmine aşığım, ölünceye kadar da onu seveceğim.

Bu zamanının çok ötesindeki filmi izlemeniz dileğiyle... 

müzik : MEHMET GÜRELİ- UMRUMDA



6 Ağustos 2015 Perşembe

:((

işsiz kalsan ayrı dert,çalışıyor olsan ayrı.
öyle yoğunum ki,ayrıca çalıştığım yerde mutlu da değilim.Bırakın bloğa bakmayı,laptopu sanırım bir aydır ilk kez açıyorum. artık dayanma gücüm kalmadı bin lira için çekilecek nane değil,çaresiz iş ilanlarına bakmak için uykudan feragat ederek bilgisayarı açtım. ülkenin durumu da içler acısı. hayat her zamankinden daha çekilmez olmaya başladı :((( 

24 Temmuz 2015 Cuma

yok

Kendimi özledim...

5 Temmuz 2015 Pazar

tırı vırı...


bunaldıkça sığındığım bir liman olsun istemezdim burayı, hani faydalı paylaşımlar da falan bulunmak gibi ulvi amaçlarım vardı.yarı uykulu geçtim klavyenin başına gözlerim bi açılıp bi kapanıyor. Bir işe gidiyor olmanın müthiş faydalarından biri de uyku, hani o uzun yıllar vücudumu mahrum ettiğim caanım uyku. Gece sabahlamayı da özledim ama uyku bir başka. Birazdan yıkılıp kalırım.

Vallah sevgili okur (hâlâ bir okuyan varsa) işe gidip geliyorum işte. Fırsat buldukça bazen sinemaya gidiyorum ama yorgunluk üşengeçlikten olsa gerek,DVD’den izliyorum çokluk,bazen de internetten. Önceleri kitap alacak para bulamıyor diye yakınırdım,şimdi ise okunmayı bekleyen bir düzine kitap beni bekliyor. Nakit sıkıntısı sona erdi vakit sıkıntısı baş göstermeye başladı. Hani izlediğim filmler hakkında yazayım diyorum ama nedense beğendiğim bir yapım çıkmadı son zamanlarda karşıma. Dün gece Kahirenin mor gülü’nü izledim Woody Allen’ın, o işte biraz güzeldi. Lakin bence Woody’nin filmografisinde eh işte vasat bir filmdi. Yıllarca alıp okumak istediğim Tampınar’ın Saatleri ayarlam enstitüsü’nün ilk elli sayfasını falan okudum ama aradan bir on beş gün geçti. Kim demişti : “ bir kitap en geç bir haftada okunmazsa şayet okunmuş sayılmazmış”  yani baştan başlamalı. Ama uyku,ah o uyku yok mu.  İşe alıştım diyebilirim artık, öyle ki izinli günümde depresyona giriyor, ne yapacağımı şaşırıyor işi özlüyorum. Belki bir hatun olsaydı hayatımda o haftada yalnızca bir gün ve hafta içi olan iznimi öyle tüketirdim (mi ?) hâlâ en keyif aldığım şey ulusal kanalı falan açıp, memleket meseleleriyle meşgul olmak. Örnek Hulki cevizoğlu olsun,Mustafa mutlu olsun veya Sebahattin önkibar falan,bir dost iki kelam ettiğim bir yoldaş gibi görüyorum o ve onlar gibileri. Bazen Ayhan Sicimoğlu’yla dünyayı geziyorum falan. İşte öyle…

Devam edeyim mi yazıya ? şu sms kanalı denilen minör kanallar var ya, hani sıkça şaban filmleri dönüyor,bende sıkılmadan izliyorum doğrusu,tekrar ve tekrar. Günümüzde bu kadar doğru tespitler de bulunan sosyopolitik filmler var mı, yok.

Umarsızca sigaraya devam elbette,fazla uzun bir yaşamdan tırsıyorum doğrusu,öyleyse devam sigaraya di mi. Zaten yaş 35,büyük ihtimal ilk yarı sona erdi,az daha dayandım mı tamamdır,sık dişini levo.


Altı ayı geçti bile işe başlayalı, belki yıllık izin koparıp izne çıkabilirim. Yukarıda ki yazdıklarımla çelişmiyorum, bir haftalık bir tatil hafta içi bir gün izne benzemez diye umuyorum. Hani yüzmeyi yeni öğrenmiş biri olarak,denizi kumsalı çok özledim. Seneye de yapabilirsem memleketim trakyaya yerleşmeyi düşünüyorum.bahçeli bir ev özlemim hâlâ aynı şiddette devam ediyor doğrusu. Tamam hadi şimdi sakal traşı olup yatağa geçme vakti geldi. İşimde en nefret ettiğim sanki bir memurcasına günlük tıraş olma zorunluluğu,belki sırf bundan başka bir iş aramaya başlayabilirim,işte öyle… dönüp ne yazdım diye dönüp okumadan paylaşıyorum. Zira saat on bir oldu bile,hadiyin iyi geceler…