25 Haziran 2012 Pazartesi

Bir sınavın ardından...



Son sınavımı vermek üzere sabah altı buçukta yola çıkmıştım. Zira sınav yerim daha önce adını bile duymadığım Emniyet tepe denilen hiç alakası olmadığı halde Eyüp ilçesinin bir mahallesiydi. Sınav öncesi araştırmaya gitmemiştim ve google earth’te bile tam olarak neresi olduğu anlaşılmıyordu. Haliç’in bitiminde yüksek rakımlı bir tepecikti adı üzerinde.
Gece üç gibi uyuyakalmış olmalıydım yani iki üç saat uyumuş ama tuhaf bir zindelik içerisindeydim. Harikulade bir gün yaşayacağımın belirtisiydi belki. Henüz gitmeden semtin pozitif havası sirayet ediyor olmalıydı.
Tıklım tıkış bir dolmuşa bindim, haliyle araç o saatte benim gibi sınava giden gençler ve velileriyle doluydu.32 yaşındaysanız benim gibi velinizle gitmek tuhaf kaçar tabi :) “abi emniyet tepe’den geçer mi?” diye sordum.40’lı yaşlarında iri kıyım, bileğinde tespihi, neredeyse rahmetli Barış Manço’nun ki kadar bıyıkları çenesine inen kalender görünüşlü şoför tok sesiyle: “sınava mı gideceksin abi” dedi. Onaylayınca okulun adını vs. sordu. Sonra neredeyse diğer sınavdaşların birçoğunun sınav kâğıdını alıp tek tek okumaya başladı, bir yandan yol alıyorduk. Çok içten, yardımsever, Yeşilçam sinemasından aşina olduğumuz dolmuş şoförlerinin tüm raconlarını layıkıyla yerine getiriyordu. Çok hoşuma gitmişti doğrusu; semte inince şaşkınlığım devam edecekti.
Derken yarım saatin sonunda sadece ikimiz kalmıştık. Ancak tek bir aracın geçebileceği genişlikte ve tek yönlü bir yoldan geçmeye başladık. Yol kıvrıla kıvrıla ilerliyor ve sürekli yukarı çıkıyorduk. Tedirginlikle geldik mi yoksa diye sorduğumda senin daha var abi dedi. Sonunda çıktığımız tepenin adının Güzel tepe olduğunu çevredeki dükkânların tabelalarından anladım ve derken son durağa geldik. “abi sen burada in, şu kahvenin önündeki arkadaşa sor o bilir” dedi. Hayda… Oldu mu şimdi? Neyse, homurdanarak indim.
Bahçeli, şirin bir kahveydi. Selam verip, güleç yüzlü, şakakları yeni ağarmaya başlayan abiye: “kolay gelsin, şoför kardeş bu okulu bileceğinizi söyledi” dedim ve elimdeki kâğıdı uzattım. Ayağa kalkıp güzelce tarif etti. On dakika sonra yolu yarılamıştım ki o saatte yolda olan kendi yaşlarımda sefer taslı – işten geliyor olmalı- adama okulu sordum tekrar. Bende o yöne gidiyorum dedi ve birlikte seyretmeye başladık. Ne güzel bir yer burası dedim. Önceden daha da güzel olduğunu anlatmaya başladı. Yeni gelenlerin buranın tadını bozduğundan yakınıyordu. Ancak eskilerin mahalle ortamını hâlâ koruduklarını anlatıyordu. Sende eskisisin buranın sanırım dediğimde, evet neredeyse 7 yıl oldu dedi. 7 yıl? Bu eski mi demek oluyordu. Ben 32 yıldır aynı sokakta yaşıyordum, o eskiyse ben neyim acaba diye gülümsedim. Şehrin sapağında kalan bu mahallenin, yeni kurulan bir yer olduğunu düşündüm,  ama yanıldığımı az sonra anlayacaktım. Neyse sonunda bu tepenin çukurunda kalan okula vardık ve el sıkışıp ayrıldık.
Okulun bahçesindeki kantinden bir bardak çay alıp saati sorduğumda sekize çeyrek var dedi, yaşından fazlaca gösteren kadın. Ne erken varmışım, daha iki saat vardı; yasak olduğu içinde yanımda sadece dört dal sigara getirmiştim. Vakit geçirmek amacıyla gazete aramak üzere yola çıktım, neredeyse ilk indiğim yere doğru ilerlemeye başlamıştım. Semt pazarı yeni yeni kuruluyor, bir çöpçü etrafı süpürüyordu.  Kardeş kolay gelsin dedim, hoş geldin abi diye yanıtladı.  Ne hoştu ya :) buranın yabancısı olduğumu anlamıştı, pek yabancının gelmediği, korunaklı, şehirden kopuk bir yer olduğu neredeyse kesindi. Gazete nerede bulabilirim diye sorduğumda, tarifinden anladım ki beni baştaki semt kahvesinin olduğu yere yönlendiriyordu. Kahvenin oradan geçerken çaycı bıraktığım yerde oturmaktaydı hala : “ne o kardeş, bulamadın mı yoksa” dedi, yine gülümseyerek. Buldum da okumak için gazete alayım dedim, vakit nasıl geçecek.  Bu sefer bakkalı tarif etti ve “yav bana da Sözcü, Cumhuriyet ve Fanatik alsana, gelince paranı veririm” dedi.  Bende o gazeteleri alacaktım, desene bedavaya gelecek dedim. Giderken kahvenin sipariş ettiği gazetelerden semt hakkında ufak tefek fikirler yürütmeye başladım. Ne hoş bir yer burası diye düşünüyordum.  Sonunda bakkalı buldum, yanık tenli genç henüz gazeteleri kapının önündeki standa diziyordu, nerdeyse işi bitmişti ama ne Sözcü ne de Cumhuriyet’i göremiyordum. Genç, Sözcü yok mu yahu diye sordum. Abi orada işte dedi, gene baktım yoktu. Yahu göremiyorum dediğimde çıkıp gösterdi. O ne? Hem standın üst gözlerinde hem de yaklaşık sayıları 50 ve üzerindeydi her ikisinin de.  Yahu desene ondan göremedim, bizim semtin bakkalında bu gazeteler standın en altında ve sayıları onu geçmez diye yakındım. Genç gülerek abi sende bizdensin galiba dedi.  Öyle gözüküyor, yahu ne güzel yermiş burası, taşınayım ben buraya dedim. “kurtarılmış” yer burası abi dedi şakayla karışık ve ardından ekledi taşıınn :) Ben bu unvanı Armutluya ait sanırdım dedim gülerek ve kolay gelsin diyerek ayrıldım.
Kahveye döndüğümde içerisi değilse de, dışarıdaki tüm masalar dolmuştu. Çaycı abi ocakta çay dolduruyordu, abi bana da doldursana dediğimde hemen hazır etti. Bakkalda yaşadıklarımı, hoş bulduğum şaşkınlıklarımı, çocuğun anlattıklarını ve taşınma isteğimi ona da anlattım. O da taşıınn dedi samimiyetle ve gülerek. Paramın üzerini uzattı ve içeride sigara içemeyeceğimi söyleyince Sözcü gazetesini kapıp dışarı çıktım. Dolu olan masalardan birinde boş bir sandalye vardı. Selam verip oturabilir miyim diye sorduğumda, gene içtenlikle buyur ettiler. Baktım konu siyaset dayanamayıp söze karıştım. Bir süre sonra sonradan adını öğrendiğim Turan abiyle kaldık.
Burası hakkında izlenimlerimi ve sabahtan beri yaşadıklarımı ona da en ince ayrıntısıyla yineledim. Çok çalçeneyim :) İzlenimlerime hak verdi ve semti övmemde hoşuna gitti. Taşınma isteğimi söyleyince o da aynı tepkiyi verdi: taşıınn :)Bu mahalle gibi kendilerini dışlanmış hissediyorlardı sanki ve “dışarıdan” birinin olumlu tepkileri hoşuna gitmiş gibiydi. Yetmişli yılların ortasında çıkan yıkım kararı üzerine yaşananları, halkın nasıl tek yürek olduğunu falan anlattı duygulanarak. Sol eksenli çoğunlu alevi kökenli bir yer olduğu konuşmalarından anlaşılıyordu. Mezhep gibi konulara hiç itibar etmediğimi anlatmaya çalıştım laf arasında, hepimizin bir bütünün parçası olduğumuzu vs. Hak verdi ve destekleyen sözlerle pekiştirdi.
Neden sonra gazetede eski YÖK başkanının resmi ilişti gözüme, yoksa yeni bir dalga daha mı diye düşünürken Turan abi verdi haberi, ifadesi alınmak üzere çağrılıyordu. Silivri mahkemelerinden, tutukluluk sürelerinin cezaya dönüşmesinden yakındık karşılıklı, adalet mekanizması çok ağır ve aksak işliyordu. Hangimizin adalete olan inancı sarsılmamıştı ki son yıllarda. Sonra konu Suriye üzerine oynanan oyunlardan, gelmesi muhtemel savaşa, eğitimdeki sözüm ona yapılan reformlardan, milli bayramların daraltılmasına kadar uzadı gitti. Suratlarımız asıldı istemeden, iyi şeyler olmuyordu bu ülkede. O sırada kahvenin kedisi sanırım, bacağıma sürtündü. Kucağıma alıp sevdim ve Müyesser tahliye oldu en azından dedim, ufacıkta olsa iyi bir şeyden bahsetmek adına. Sanırım uzun zaman bir kedi görünce aklıma o kadın gelecek. Müyesser hanım diyerek düzeltti. Diğerleri neden tutuklu olduğu belli değilken kadıncağız pek sevinemedi dedi, haklıydı.
Sonra YENİchp’ye karşı kaygılarımı anlattım, yıllardır istemeden de olsa oyumu hep o partiye verdiğimin altını çizerek. Komisyona katılmamalıydılar dedim. Sağında solunda olsun her elli yaş üzeri insan gibi sıkı sıkıya savundu partisini. Oysa sağ sol gibi kavramlar miadını çoktan doldurmamış mıydı, artık milli ve gayri milli olmaktı mesele. Fazla üzerine gitmedim. Sonra Anadolu insanın içtenliğiyle geçmişinden bahsetmeye başladı. Kaç çocuğu olduğundan, ne iş yaptığına, nereden emekli olduğuna, yediği dost kazıklarına kadar dek. Sonra bana yöneltti benzer soruları, pek gelecek vaat eden bir öyküm yoktu benim, üzüldü bu duruma ve ümit verici bir dünya söz sıralayıp durdu. İnandırıcı gelmese de duymak iyi geldi gene de:)Sınava yarım saat kaldığını fark ederek telaşlandım, vakit su gibi geçmişti. Acelece çay paralarını masaya bıraktım kabul etmedi, abi bozukları zaten almıyorlar sınava girerken, ben ısmarlıyorum diyerek ısrar ettim. Sigara bile yasak dedim, son dal sigaramı görünce paketini önüme attı. Yok, mok sokmazlar zaten derken iki dalını aldım, gidene kadar içersin dedi. Sonra küpem aklıma geldi, her türlü metal yasak ya, çaycı abiye emanet ettim bende.
Öğlen üzeri sınav kâbusu sona erdi. Tekrar kahveye uğradım, Turan abi Yalova’ya düğüne gitmişti biliyordum :)Çaycı abi nasıl geçti sınav diye sordu samimiyetle ve küpemi uzattı. Bende ona sınavda verilen kalem, silgi, kalemtıraş, şeker vs. ne varsa verdim. Buranın fakir bir gencine verirsin abi dedim. Sonra bir bardak çay daha ve Turan abinin verdiği son dal sigarayı yakıp, nasıl geri döneceğimi neredeyse tüm kahvenin anlatımıyla iyice öğrendim. Çay parasını zorla aldılar. Kapıya dek uğurlandım, çaycı abi ve bir abi daha el sallıyorlardı. Ne güzel bir gündü… Devamı var ama yazacak halim kalmadı :))

5 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Severim böyle samimi insanları, ücra mahalleleri..İnsanın içi ısınıverir, ana kucağında zannedersin kendini.. Ama kızma Levent, söylemezsem içim rahat etmez. Diğer yazılarına benzemiyor, bir farklılık var..Anlatımda mı bir zorlama var, içinden geldiği gibi yazmadın mı çözemedim..Bu arada, sahi sınav nasıl geçti :)

Levent dedi ki...

üslup olarak aynı olduğunu düşünüyorum.bazı değinmek istediklerime değinemedim sadece,malum ülkede demokrasi var(!)Sınav geldi geçti diyelim,hayırlısı.En önemli şey huzur,sağlık, bu dünyada.Yazdan sanırım siz dahil hemen herkes yazmayı bıraktı.yoksa Sezon finali mi verdi blog camiası da haberimiz yok :)

kahve telvesi dedi ki...

Sorma....Ben de rahatsızım bu durumdan ama sabahın bu vaktinde göz attım attım..yoksa inan hiç vakit bulamıyorum..Yaz mevsimini de bu yüzden hiç sevmem zaten :((

Karōshi dedi ki...

Bu gerçekten iyi yazıydı.Hatta çok iyi Levent.. Bak ben daha çok okumadan silme sakın bunları... sil ya da bu da başka bir "tüh geç kaldım" olsun:(

Levent dedi ki...

tesadüfen neti açtım.Tamam silmem bir süre daha ama n'olur eski yazılarıma yorum yapmayın.Çok rahatsız oluyorum,mütevazılık falanda değil,başka bir şey bu.İyi geceler,,ouww ! uykum var.iyi geceler Karoshi hanım.

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...