11 Aralık 2014 Perşembe

Dimağ’ül pir-ü pak !


Evvela ilköğretimin ilk üç yılı temel harfler yerine çocukları el yazısı ile yazmaya zorlamak (Ali topu tut ) gayet hoş bir şeydi. Harflerin karakterinin Arapçayı andırması ve altında gizil bir niyet aramam benim paranoyam, dokuz yaşındaki yeğenimin gazetedeki temel harflerden yazılı makaleleri okuyamaması ise en hafifinden onun geri zekalılığı olmalıydı.

Yine,okul tabelalarından T.C. simgesinin,her sabah okutulan andımızın ve  ders kitaplardan Gençliğe hitabe ile Atatürk’ün resimlerinin kaldırılması “ileri demokrasi” ye geçişin adımları olmalıydı her halde. Ulus devletten rahatsızlık duyduklarını, Atatürk’e ve ilkelerine alerjileri olduğunu düşünmek gene benim fesatlığımdan öte bir şey olamazdı.

Zaten laiklik denilen şeyi yıllarca yanlış anlamış olmalıyım ki türban serbestisi önce kamu binalarına sonra ilkokula kadar girdi. Tüm namaz dualarını,nasıl abdest alıp secdeye varacağımı 32 farzı falan okuduğum normal devlet okullarında bana öğretilmişti ama hedefledikleri ‘dindar ve kindar nesil’ için yeterli değilmiş demek. Şimdi eğitimin gene ilk üç yılı din derslerine zorunluluk getirilmesi gündemde.

Her şey tıkırında gidiyor olmalıydı ki iktidarda oldukları on küsur senedir belki de Milli Eğitim bakanı en az üç kez, sınav yönetmelikleri ise onlarca kez değişime uğradı. OGS yok OKS olmadı TEOG… Bizim zamanımızdaki üniversite sınavları ise YGS ve ardından isteyene tam altı turlu bir LYS’ye dönüştü. Böyle bir maratonda geriye düşmemek adına çocukların doluşmak zorunda oldukları dershaneler ise paralel dedikleri yapıyla nikahları düştüğü için inat uğruna kapatılacak.

Derslerinde başarı gösteren çocukların ödül olarak umreye yollanmaları, yine devamsızlık disiplinsizlik yapan çocukların evine ise rehber öğretmenle birlikte mahallenin imamının görevlendirilecek olmasında art niyetler aramak en başında söylediğim gibi benim paranoyamdan ötesi olamaz. Lakin tüm bunlara ne var ki diyenlere ise şu sözü anımsatmak isterim “ Cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenmiştir.”

Daha onlarca şey yazabilirim ama zaten yurt meseleleri ile meşgul olan her Türk vatandaşı bunların farkındadır ve benim gibi kafa yoruyordur. Bakın bunca şey içinde nasıl olduysa 4+4+4 ‘ü unutuvermişim. Kaldı ki en önemli meselelerden biriydi.  Gündem bombardımanına tutulan böyle bir ülkede ister istemez hafızası da sekteye uğruyor insanın. Ve şimdi de eğitimle ilgili son konumuz ise çok elzem olan Osmanlı Türkçesi. Eğitim politikası başta olmak üzere her alanda bence başarısız kalmış olan iktidara notumu anlayacakları dilde söylüyorum :


Dimağ’ül pir-ü pak : OTUR SIFIR…

2 yorum:

Nerde Trak Orda Bırak dedi ki...

Eğitim sistemini değiştirerek kendi neslini yaratıyor adam. Nasıl kurtulacaz bilmiyorum. Diyanet işleri bşk.nına da 1 milyon tl lik makam arabası alınmış. Gün olur devran döner diyerek umud etmek istiyorum zor olsa da.

Balthus dedi ki...

Umudumu yitirmiştim ki geri döndüm Nilüfer hanım. Bunu yitirmeye hakkımız yok diye düşünüyorum artık,çok zor olsada...
Yazılarınızı özledim.

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...