5 Ekim 2016 Çarşamba

Dikkat ! bu bir sinema yazısı değildir.


,İnterstellar. Muhteşem bir film ve sanırım bugüne dek izlediğim en iyi bilimkurgu film diyebilirim. Blade runner ,2001 bir uzay destanı, solaris,contact ve stalker’lar gibi başyapıtları izlemiş biri olarak söylüyorum bunu. Filmden bahsetmeyeceğim izleyin diyorum sadece ama sanırım yazıya filmde geçen bir replikten yola çıkarak devam edeceğim:

“ eskiden gökyüzüne bakar yıldızlar arasındaki yerimizi merak ederdik. Şimdi ise yere bakıp topraktaki yerimiz için endişeleniyoruz.”

İstanbul. Benim caanım İstanbul’um. Üzerinde yaşayan hiç kimsenin memleketi saymadığı kendisiyle özleştiremediği şehir. Zaten her yerleşen yenilmesi gereken bir düşman gibi görüyor. Yeşilçam’dan hatırlayın, adam yedi tepeden birine çıkıp mikeceğim ulan seni İstanbul diye haykırır. Ve her birinin hayali emekliliği gelince doğduğu topraklara dönmek veya güneyde bir yere yerleşmek. Çoğu başarıyor da bunu ve giderken mutlaka bu şehrin bir parçasına tecavüz etmiş oluyor. Pikniğe gidip gün boyu eğlenen oksijenini soluyan ve işi bitince tüm pisliğini oraya bırakan magandalar gibi hatta bazen tüm ormanı yakan, bilerek veya bilmeyerek. Alıcam seni diyerek ırzına geçilen masum bir bakire gibi. Sümüğünü silince atılan bir mendil gibi. İşte özellikle son bir asırdır insanoğlu yaşadığı gezegene de bu gözle bakmaya başladı. N’olcak dünya olmazsa marsa Jüpiter’e ne bileyim galakside gezegenden bol ne var canım… Topraktan uzaklaşıyoruz her geçen gün ve bu hiç iyi değil. Geçen okuduğum bir makale tüm melanetin tarım devrimiyle başladığını savunuyordu. Tarım devrimiyle yerleşik hayata geçtik. Sahiplenme sınırlar çizme ve takas ile ardından para denilen şey böyle başladı. Hatta toplu yaşamın verdiği bir hediye salgın hastalıklar bile böyle başladı. Bugünkü dev gökdelenlerin temeli masum barakalardan gelir. Yazının önermesi şuydu: insanlık avcı toplayıcı olarak kalmalıydı. Doğaya hükmetmeye başladığımız ilk an aslında yok oluşumuzun başlangıcına imza attığımızı bilmiyordu atalarımız. Lakin hala geç kalınmış değil yerimizi ve haddimizi idrak edip elbirliğiyle düzeltebiliriz her şeyi. Yapmamız gereken yukarıdan medet ummak değil bastığımız yere odaklanmak. Hepimizin bildiği gibi kaçmak asla çözüm değildir, kalıp mücadele etmeliyiz. Belki zor ama doğru olan bu. Geçen cast away’i izledim tekrar, uzun yıllar ıssız bir adada mahsur kalan kahramanımız kurtulunca dönüşünü kutlamak için evinde ufak bir parti verilir. Parti sonunda adam herkesi yolcu eder ve dönüp yemek masasına bakar. Birazdan çöpe atılacak yemek artıklarına… O masada kalan artıklar adada yaşadığı beş yılda tükettiğinden daha fazladır. Kahramanımız bakar ve eminim şöyle düşünür bunlarla bir on yıl hayatımı idame ettirebilirim.


Bana gelirsek, iyileşiyorum işte. Ancak doktorları pek dinlemeyip dışarı kaçıyorum bazen ve şu an olduğu gibi omuriliğim birkaç gün fena ağrıyor. Hala sol kolumu kullanamıyorum ve koca yazıyı tek elle yazdım. Ne yapabilirim elimde değil, dışarı çıkmazsam mental sorunlarım baş gösterecek diye korkuyorum. Güneşi görmek rüzgârı hissetmek istiyor hem bedenim hem ruhum. En çokta insan insan istiyor. Sürü hayvanıyız malum ve zaten gene çoğu saçmalık bundan besleniyor ya. Bir gruba dâhil olmak kabul görmek için neler yaptığınızı bir düşünün bakalım. Ne kadar basit canlılar olduğumuzu anlarsınız. Bunu derinlemesine açıp ahkâm kesmek niyetinde değilim bu yetkinliğe sahip olmama rağmen. Son bir yıldır güzel, umut var şeyler yazdığımı düşünüyorum ona rağmen yorumlara bakınca sizi karamsarlığa soktuğumu görüp üzülüyorum. Eğer gene böyle olursa yazmayı kesicem sanırım. Zaten okuyan telve ve narda var sadece. Evet, size diyorum kızlar :) ah unutmadan sayfaya yeni gelen bahtsız arkadaşlar profilinizden blog adresinizi bulamadığımdan bakamıyorum bilginize. Profil ikonunuza tıklayınca sadece takip ettiğiniz bloglar var adresinizi de oraya ekleyin bilginize, ben nasıl yapıldığını unuttum maalesef. Bir başka yazıda görüşmek ümidiyle. Hayat güzel anın tadını çıkarın çünkü tek gerçek şu yaşadığımız an. Bye bye :)))

4 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Sabah ilk işim bu filmi seyretmek olacak . . Hem övgün hem alıntı merakımı celbetti .
Demek doktorları dinlemiyorsun !!! Lütfen dikkat et Levent . Pişman olmamak için sabırlı ol bir süre ..
Yazmayı bırakma . Seninle ilgisi yok halet- i ruhiyemizin . Ben zaten bu seneyi hiç sevmedim . Baştan beri pek hoşlanmadık , karşılıklı elektrik alamadık :) Narda malum , babası çok rahatsız ..
Hayat güzel evet ....

~♡ηυяѕαℓкιмι™ dedi ki...

Umutsuz bir yazı değil.. Son günlerde dünyayı tüketiyoruz olgusunu çok görüyorum ve aslında yavaş yavaş uyandığımızın göstergesi.. Evet dünyaya sahip çıkmalıyız ve bu sahipliğim temelini dünya bana ait değil de biz dünyaya aitiz düşüncesi oluşturmalı. Bu arada çok geçmiş olsun..

Balthus dedi ki...

Okuduğunuz ve zahmet edip yorumladığınız için sağolun arkadaşlar.

Balthus dedi ki...

Okuduğunuz ve zahmet edip yorumladığınız için sağolun arkadaşlar.

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...