22 Eylül 2016 Perşembe

ne yaşamadık ki !


Vaziyet-i halimiz:

Yaşanmaz bir ülke haline geldik sonunda, örgütlenmiş cehalet bizleri halt etti. Aranızda hala ruh sağlığının yerinde olduğunu iddia eden varsa kendini inkar ediyordur. Beyinlerimizin ırzına geçiliyor ve sakat şeyler doğuyor akabinde. Asla umutsuzluğa mahal yok sakın buna müsaade etmeyin. Ancak gerçekçi olmak gerekirse ülkenin önümüzdeki elli yılı böyle geçecek buna kendinizi hazırlayın. Ama gayretle mücadeleye devam edersek en azından torunlarımız için bir şeyler yapabiliriz. Ve her zaman dediğim gibi en çok siz dişinizi göstermelisiniz hanımlar zira gülümsemenizden şortunuza hamile iken sokakta dolaşmanıza kadar alenen yaşamınıza müdahale ediliyor. Takipçilerimin çoğu kadın olduğu için zaten farkında olduğunuz bu realiteyi bir kez de ben tekrarlamayı uygun gördüm. Hiç düşünmeden bir iki isim sıralayayım bakalım güçlü kadın denilince aklıma kimler geliyor: Jeanne d’Arc, nene hatun, Halide edip Adıvar, Sabiha gökçen, afife jale, simon de beauvoir, duygu Asena, behiçe boran, Türkan saylan, rosa Lüksemburg, frida kahlo, roselouise parks, canım annem ve şimdi aklıma gelmeyen niceleri. Hepinizin en az bu kadınlar kadar cesur ve güçlü olduğunuza kalben inanıyorum.

Benim halet-i ruhiyem:

Üç ay kadar önce geçirdiğim bir iş kazasından dolayı şimdilik tekerlekli sandalye kullanıyorum. Alalı iki ay oldu ama hepi topu iki veya üç kez dışarı çıkabildim. Sebeplerine gelince öncelikle sizi dolaştıracak birini bulamıyorsunuz. Diyelim buldunuz bu sefer kaldırımların rampalarına park etmiş arabalar ( kaldırıma çıkanlarda var)önünüzü kesiyor. Caddenin karşısına geçicem diyelim bir araba durmaz mı yahu. Gene sağ olsun kadın şoförler daha hassas bu konuda. Sıra geldi asansöre, yakındaki avm sadece iki kat ve bir otoparktan ibaret buna rağmen sapasağlam insanlar tembellik edip önünde dakikalarca bekliyor ve inanır mısınız hiçbirinde bana öncelik tanınmadı. Kimisi acımaklı bakıp kendi sağlığı için tanrıya şükredip teselli buluyor. Kimisi itinayla göz temasından kaçınıyor. Beni en rahatsız eden ise diyelim bir cafeye gittim. Az önce sevinçle şakalaşan herkes suskunlaşıp ciddileşiyor. Belki ayıp olur diye düşünüyorlar ama bu özneyi rahatsız ediyor sayın okur. Ve, yahu kimsenin tadını kaçırmayıp evde oturayım noktasına gelebiliyor insan. Kahkaha mı atıyorsunuz ve yanınızdan bir engelli mi geçiyor lütfen devam edin buna oldu mu? Ben Allah’ın izniyle yakında iyileşeceğim ama bu sayede zaten ayırdında olduğum çoğu şeyi daha kanıksamış oldum. Çok sevdiğim bir abim Didim’de yaşıyor birkaç yıldır ve bu konularda hizmet ediyor. Geçen internetten baktım kendisi de dahil olmak üzere belediyenin ileri gelenlerini gün boyu tekerlekli sandalyeyle dolaştırmış. Özellikle meslektaşı olan mimarları. Alkışlıyorum buradan kendini.

Ve anma:


Maalesef geçenlerde iki önemli ismi aramızdan uğurladık ama her ikisi de bıraktıkları eserleri ve duruşlarıyla yaşamaya devam edecekler. Tarihçi yazar Halil İnalcık ve Sanatçı Tarık Akan. Ruhları şad olsun diyorum. Ülkemiz için her açıdan çok zor bir yıl oldu. Sonbaharla durulacak gibi sanki bu gündem yağmuru. Hayatımda ilk kez önümüzdeki yılı iple çeker oldum. Bir dahakine iyi şeyler yazmak ümidiyle sağlıkla ve sevgiyle kalın, hoşça kalın…

4 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

kadınlara kurban olun siz :))Umarım bir an önce iyileşirsin Levent. Ne yazık ki çok duyarsız olmaya başladık. bi bıkkınlık içindeyiz.

Balthus dedi ki...

Kadınlar hep baştacımdır. Inşallah telve.
Allah büyüktür,böyle gitmez merak etme. Güzel günler elbet gelecek.

N.Narda dedi ki...

Umudu elden bırakmamak gerekiyor aksi halde dayanilir gibi değil:(

Balthus dedi ki...

Kesinlikle umudu yitirmek yok narda.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...