14 Ocak 2013 Pazartesi

birkaçgün gecikmeli doğum günü yazısı



33 yıl önce bugün doğmuşum.
İlk gençliğimde bu güne dair kurduğum hayallerin hemen hiçbirinin gerçekleşmemesi, kötüsü peşlerinden koşmamış olmak… Belki denedim ve bir iki yenilgiden sonra pes ettim. Aslına bakarsanız hayatın anlamsızlığı üzerine düşünedururken işin ucunu fazla kaçırdım galiba. Bir kitap yazsamm… Püf ne anlamı var, marsa çıkan ilk kozmonot olsam püfff! Bir yönetmen, aktör, doktor, son ütücü, gazeteci, şair, ressam, spider men, borsacı, poğaçacı vb. püf püf ve püfff! Ne anlamı varrrr. Ulan bildiğin nihilistmişim ben, ya da körü körüne kaderci. Üstelik parasız bir hayat sürdürebileceğime de fazlasıyla inanıyordum. Sabah sekiz akşam altı rutin bir işe gidip gelmek, evlenip yuva kurmak, bir araba sahibi falan olmak çok banal geliyordu. Çocuksu küstahlığımla aslında her şeye “banal” damgası vuruyordum. Sanki 75 milyon yanlış yoldaydı ve bir tek bendim bunun ayırdına varan. Salak, ukala,narsist levent. Hayatımı idame ettirebilmek için çalışmalıydım, ama o vakitler James Dean, Elvis Presley gibi erken yaşta öleceğimi sanıyordum galiba. Bir dizi vardı o dönem TRT’de adını falan hatırlamam. Uzun saçlı yakışıklı bir abi, şavrole marka kamyonetiyle her bölümde bir kasabaya gider,en güzel hatunuyla muhakkak bir gönül ilişkisi yaşar, bu arada da o ufak yerin en despotik herkesin illallah diyip yaka silktiği herifin kodese girmesini veya kasabayı terk etmesini sağlardı. Sonra bir başka kasabaya doğru günbatımında yol alırdı. (Bi nevi red kit yani, ama red abinin gay olduğunu düşündürecek çokça soru işareti var kafamda.) Ahh! Tamam, işte bu abi olmalıydım ben, yalnız 33 yılda ancak saç kısmını halledebildim. Bırak kamyonet almayı daha ehliyetim bile yok. Ulan levent, bu adam ne yiyip ne içer ? Bunun ayazı var buzu var kolay mı kamyonette, hem sidikle mi gidiyor bu araç benzin parası nerden çıkacak? Sonraki yıllar generate kara şahin abimiz benzer atraksiyonu motosiklet tepesinde yaşamıştı. Allah’tan aldanmıyordum artık bunlara ama bir kuşağı böyle harcadılar anasını satayım. Benzer şekilde Indiana Jones yüzünden yurdum insanın birçoğu arkeoloji bölümlerinde 4 yıl dirsek çürütmemiş miydi? Benim rahmetli eniştem definecilik yaparak daha fazla macera yaşamıştır şüphesiz. Mesela falanca köyün göbeğini kazarken köylülerin hışmından kaçmışlığı çok olmuştur mutlaka. Ormanlık alandaysa kurda kuşa yem olma tehlikesi falan. Hani yakalansa kanunen bir cezası falanda cabası. İşte sana aksiyon atraksiyon, adrenalin, seretonin ne ararsan var. Sonra şu tom cruise abinin BARMEN filmi de cezp etmişti bir ara beni, aslında her erkek hayatının bir döneminde bir bar sahibi olmayı düşünmüştür. Ulan çok mu film izlemişim ben ne? Yazının başını da unuttum ya, hadi hayırlısı. Muhtemelen bir parantez açmak için girmiştim bu film mevzularına ve işte asıl konuyu unuttuk. Demem odur ki mesela spider man gibi bir süper kahraman olamayacağınızı çok geçmeden anlıyorsunuz. Keza bir astronot olmak içinde ülkenizde gerekli kurumların var olmadığını falan. Bu asla yapamayacağınız işleri eliminasyon sürecinden sonra, yapılabilirliği olanlar içinde gerekli yaşı fırsatları kaçırdığını fark ediyor insan. Bazen de cesaret eksikliği, mesela daha çok erken yaşlarda belli bir çizim yeteneğim olduğu aşikârdı. Bir mizah dergisinde çizerdim lan ben, vallahi. Posta yoluyla ufak yaşlarımda çizimlerimi yolladım ve birçoğu yayınlandı da. Yalnız gel gör ki bir kez olsun gidip kapılarını tıklayamadım.
Bazı şeylerde doğuştan şansa bağlı be aga. İlk ve ortaokulda çizimlerim kompozisyonlarım hep baş tacı yapıldı. Öğretmenler aferin diyip başını okşuyorlardı o kadar,ama ne okullardı tahmin edemezsiniz. Şimdilerde görüyor duyuyorum,yetenekli öğrenciler okulun teşviki yardımıyla doğru yerlere kanalize ediliyor. Hele diğer derslerdeki başarım… sanatsal becerilerimin yanı sıra en azından diğerlerine nazaran daha zekiydim. He en oldu? Diploma notunu falan kimse umursamadı varsa paran kayıt olurdun yoksa yallahhh! Ve işte belki kentin en sakat liselerinden birinde zorla yer buldum… off! Bildiğin acınma oldu bu yahu, kesiyorum bu kısmı. Yoksa düstur edindiğim şu söze ihanet etmiş olacağım: “HAYATINIZIN ONDA ÜÇÜNÜ BAŞINIZA GELENLER,GERİYE KALAN ONDA YEDİSİ İSE BAŞINIZA GELENLERE VERDİĞİNİZ TEPKİLERDEN OLUŞUR” işte buna benzer bir şeydi.
Üzüntü duymadığım tek konu, kendime olan yatırımı hiç aksatmadım. Fırsat buldukça okudum, yazdım, sinemaya tiyatroya gittim.( tiyatroya biraz az )televizyon internet gibi araçları bile çoğunluk öğrenmeye yönelik kullandım. Manen istediğim yerdeyim sanırım. Bu yaşamın ne olduğunu öğrenmeden ölmeye hiç niyetim yoktu ve hâlâ buna uğraşıyorum Walker Percy ‘nin Sinema Kuşu adlı romanında altını çizdiğim cümle gibi. “bundan sonra uyandığım her günü sanki ilk kez doğmuşum gibi yaşayacağım” diyordu. Yani merak duygusuna dem vuruyordu. Öyle çok şeyi bildiğimizi kabul ediyoruz ki bu yaşamda. Oysa evinizden çıkıp köşedeki bakkala gidene kadar henüz dünyaya gelmiş gibi baksanız etrafa inanın öyle çok şeyi fark ediyor ki insan.  Elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum kendi adıma.
Ben şimdi bu yazıyla biraz iş arıyormuş gibi oldum di mi sayın okur. Eh arıyorum valla. Dürüstlük,doğruluk, iyilik, düşünmek, kitap okumak, sinemaya falan gitmek bir vasıf olarak sayılmıyorsa bildiğin vasıfsız elemanım ben. 
Klasik doğum günü yazılarıma benzemedi ya bu, olsun. Demek yıllar geçtikçe kendime olan öfkem kızgınlığım da azalmaya başlıyor. Zaten şu olgunluk denen şey, kabullenmek sözcüğüyle doğru orantılı gibi. Son zamanlarda çok fazla laf salatası yapmaya, fazla benmerkezci yazılar yazmaya başladım. Önümüzdeki aylar boyunca sanattan bilimden siyasetten bahsedelim de okuyana bir fayda sağlamış oluruz hiç olmazsa. Sevgiyle kalın, hoşça kalın, by by…
not:Bu yazıyı paylaşmayacaktım ama ne bileyim yahu :/

19 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

İyi ki de yayınlamışsın sevgili Levent..ve iyi ki doğmuşsun diyorum.. sevdiğin kadar sevil, umutların kadar yaşa.. iyi ki doğdum diyebiliyorsan, yeniden hoş geldin dünyaya..:))

Çiçeklendim dedi ki...

Güzel.. çok güzel bir yazı... İnsanın kendini bilmesi tanıması ne kadar güzel:)

Karōshi dedi ki...

O zaman doğum günün 14 Ocak mı oluyor. Sen bir oğlaksın. Ben de oğlağım.. 16sı benim de.. Bir daha kendinle ilgili yazı yazdığında böyle neden yazdım şimdi bunu demesen ya.. neticede senin blogun elbette ki seninle ilgili yazılar olacak. (Öğretmen gibi konuşmasam olmuyor. içime işlemiş ne yapalım.)
Nice yaşlara Levent..

coraline dedi ki...

hepi börtlek suyuuu öncelikle.bu sorgulamaların hepsi 36 gibi bitiyor,kendini ve herşeyi olduğu gibi kabul ediyorsun, etmeye çalışıyorsun,boşveriyorsun.sanırım bu evrim 40 yaşında kendini tamamlıyormuş.bakalım göreceğiz.yoksa bir gerçekleştirememişlilk var yani

Levent dedi ki...

Teşekkür ederim Telve hanım :)
İyi ki doğdum diyorum mu ?hmm.. Buna emin deilim ama madem varım hakkını vermeliyim sanırım :)

Levent dedi ki...

Çiçeklendim kendini bilmek iyi de değiştirmeye çabalasam biraz ..

Levent dedi ki...

yok 12 Ocak :)
Evet oğlakım aksi gibi yükselenimde gene boynuzlu bir burç :)
Zaten her ne hikmetse takipçilerimin bir çoğu öğretmen..geri kalan bir çok benzerlikte var bunun üzerine de yazıcam bir ara .
teşekkür ederim :)

Levent dedi ki...

coraline sen 36'yı bitirdin tabee :)
geçen yok kırka çok var falan diyordum emme :))
haklısındır umarım,bakıp,görürüz :)
ve son olarak arkadaşlar bloglarınızı ziyaret edemiyorum kusura bakmayın,netim falan yok ondan yani..

Levent dedi ki...

Karoshi,unuttum yahu seninde doğumgünün şimdiden kutlu olsun burçdaşım :)

Karōshi dedi ki...

O zaman ben de teşekkür ediyorum:)

Buket dedi ki...

iyi ki doğdun tabi ki levent,
hiç değilse sanalda olsa biraz hayatlarımız kesişiyor, bir şekilde yararlanıyoruz birbirimizden. içsesini buraya dökmen kötü de değil hem en güzel yaştasın şimdi..

Levent dedi ki...

Teşekkür Ederim Buket :)
evet sanalda olsa iyi ya sanırım :))
En güzel yaş diyor bir çoğu,var demek bir bildikleri :)

crazywomanrosemary dedi ki...

gecikmeli de olsa iyi ki doğmuşsun demeye geldim nice yıllara yaşlara sevdiğin ve sevildiklerinle beraber:))

Levent dedi ki...

crazywomanrosemary çok teşekkür ederim :)Bir gün tekrar yazmaya devam edersin umarım.

N.Narda dedi ki...

iyi ki yazmışsın, bu bir.
başlamak için iyi bir yaştasın- olgunlaşıyorsun,fark ediyorsun çünkü- bu iki.

içten isteyince oluyor, bu üç.

geç değil, hiç değil..."kapıyı çalın size açılacaktır, isteyin verilecektir." bir İngilizin sözüydü galiba...Doğru bir söz.

Levent dedi ki...

Teşekkür ederim Narda :)
kapı meseli üzerine Kafka'nın çok farklı yaklaşımları vardır ama
-özellikle davada- doğrudur herhalde ne diyelim :)

Nerde trak Orda bırak dedi ki...

Güzel ve dilediğiniz gibi yaşayın dicem ama bu şartlarda ne kadar mümkünse artık (hepimize olduğu gibi malum)

Levent dedi ki...

nerde trak orada bırak;teşekkür ederim :)

N.Narda dedi ki...

Sen beni dinle, doğru doğru:)

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...