26 Temmuz 2012 Perşembe

Karşılaşma


Yıllar sonra karşılaştık sonunda, bunun bir gün gerçekleşeceğini biliyordum. Birçok ülkeden daha büyük İstanbul bile zamanında birbiri için atan iki kalbin karşılaşmasını engelleyemezdi, bilakis bunun için önayak bile olabilirdi. Ne yalan söyleyeyim bunun devasa bir avm’de gerçekleşeceği son aklıma gelecek şeydi. Birlikte olduğumuz yıllar avm denilen şey lügatimize girmemişti ki henüz. Hiç girmeseydi keşke,modern toplumun tapınakları oldular bir nevi. Bir ritueli yerine getiriyormuşuz gibicesine gerekli gereksiz alışveriş yaparak rahatlıyoruz,hatta kimisi statü atlıyor sözüm ona. Yalandan bir kitabı yanımızda taşıyıp cafede kahvemizi yudumlarken masamızın üstüne koyduğunu biliyorum bir çoğumuzun. Hani bak ben böyle bir adamım,böyle melankolik böyle entelektüelim demek istercesine;çoğunlukla da karşı cins için. Ama geçmişte kalmış bunlar, şimdi telefonlar masaya koyuluyor evvela,ay-fon mudur,ay-ped midir her ne altsalar.Mohikan saçlar,livays pantolonlar,kalite bir sigara vb. Starbucks’da moko üstüne bol koko içmeler, hazır edilmek üzere karton bardağa yazılacak isme dejavu falan gibi nick vermeler..offf! sonra gireriz buna, konudan çıkıyorum.
Bir avm’de karşılaşmamız yetmemiş gibi, bebek reyonunda denk geldik üstelik.Hadi ben yanımdaki dostuma puset bakınmak için buradaydım,ya O ? Yoksa… neden olmasın o kadar uzun yıllar geçti ki ve habersiz. Of! Ne kötü bir rastlaşma olmuştu bu, üstelik ancak on dakika sonra çıkarabilmiştim. Öncesinde ulan bu hatun neden beni kesiyor deminden beri diye düşünüyordum.

O zamanlar karalar giyinen rock müzik hayranı iki gençtik. Benim saçlar gene uzundu ama daha marjinal kesimler hakimdi. Onunsa kulağında onlarca küpe vardı,tüylü müylü çoğu kendi elceğiziyle yaptığı.Sert kesimli kırmızı balyajlı saçlar,parmaklar gümüş yüzük dolu,kapkara göz farları falan. Şimdi benim üzerimde eskimeye yüz tutmuş yazlık bir ceket,altında spor bir kotla arzı endam etmekteydim. O ise bembeyaz bir elbise giymiş üzerine,kokoş bir makjay.Yalnız küpeler gene oldukça sert şeyler,ben zamanında böyle bir hatundum,yanlış anlaşılmasın demek ister gibi. Belki de benim de saçlarımı inatla kestirmemem aynı sebepledir, küpemde öyle keza. İlginç olan tanıyana dek bir yabancıydı benim için ve yine nefesimi kesmeyi başarmıştı.Bunu becerebilen pek kadında olmadı hani.

Yanımdaki dostuma tanıdın mı dedim. Nasılsa o hemen çıkardı kim olduğunu,ne dersin yanına gidip bir merhaba desem mi diye sordum. Ya Levo kaç yıl geçti aradan boş ver falan gibisinden laflar etti. Zaten salak gibi on dakikadır bakışmamıza rağmen uğramamıştım,şimdi çok garip kaçacaktı sanki. Hem ne konuşacaktık ki, sahi ne arıyordu bebek reyonunda? O da aynı şeyleri soruyor olmalıydı benim için. Belki, belki o da yanında ki şu şapşal görünüşlü kız için buradadır , neden olmasın. Hem hafiften bir göbeği var gibi kadının. Acaba o tanıdı mı beni, tanımasa neden o kadar baksın ki ? offf! İşte birkaç dakika daha geçmiş oldu şimdi. Hem neydi bizim durumumuz, sevgili miydik hayır, arkadaşta değildik.  Adını koyamadığımız bir mazimiz vardı bizim, klasik bir şekilde son bulmuştu arkadaşlığımız o eğitimi için uzak bir şehre bende o dönmesine yakın askerlik görevimi yapmaya gitmiştim. Sonra araya birçok şey girdi ve belki en az 13-14 yıl olmuştu görmeyeli. Çok geç , işte kasaya doğru gidiyorlardı artık. Bizim salak ta hâlâ puset üzerine derin! bilgiler alıyordu satıcıdan. Sanki araba satın alıyor,yok şurasına ne konuyor,yok nasıl katlanıyor.Oldu olacak hava yastığı var mı diye sor anasını satayım. Oğlum gidiyorlar lan falan diye mırıldandım duymadı bile.

Görmek ne yalan söyleyeyim tadımı kaçırmıştı, geçmişe yolculuk yapmak zorunda bıraktı beni ve o dönem unutmak istediğim, yüzleşmek istemediğim öyle sıkıcı şeyler var ki.Yine de konuşmak isterdim,konuşmalıydım.Görüntümün haricinde yeni benle tanışmasını isterdim, öyle ya.. Çocuk Levent’i tanıyordu o,ne toydum o zamanlar. O zaman şiddetle savunduğum birçok görüşün şimdi tam karşısındaydım. Karakterimde değişmişti elbet, o zamanlar daha pısırıktım mesela. Bunu pek sevmezdi, keşke bunu gösterebilseydim ona. O da değişmiş olmalıydı. Derken çıktık dışarı, her zamanki ahmaklığımızla ulan nereye park etmiştik bu arabayı olduk? P2 miydi, yok be abi P22’iydi sanki. Hatta sanırım yanlış kattayız diyerek hafif münakaşalar sayesinde biraz sıyrıldım o halet-i ruhiye den. Garajdan çıkınca fark ettik ki ramazan vesilesiyle trafik almış başını. Hiç biri problem değil de bu kankamın müzik zevki öldürecek beni. Ağbi açsana Joy fm’i falan, bu seğmen fm’de ne Allah aşkına…
Not: şu paintten yaptığım çizim yazının havasını kaçırdı gibi sanki ya neyse :)

10 yorum:

Buket dedi ki...

Levent bu kadar var mısın sen? yani uzun yıllar sonra karşılaşmanız, hem de bebek reyonun da. işte hayat bazen teğet geçiyor ve şaşırtıyor. sabret bir kaç gün sonra etkisinden kurtulursun..

coraline dedi ki...

burada bir kahveye o kadar para verilir mi diye starbucks a gitmiyor kimse..starbucks da her daim boş masa bulunabilir.ama bardağına dejavu yazdıran tipleri hiç görmemiştim,artık bende gitmiyorum ya ondan herhalde ama çok güldüm.avm olayına kılım ben de biliyorsun ama siz zavallı büyük şehir insanlarının başka çaresi de yok sanırım, ehehehe:)

Eren dedi ki...

Çok ilginç bir deneyim olmuş, keşke konuşsaymışsınız ama:) bu arada çiziminiz süper olmuş:)

Levent dedi ki...

Ben 32 yaşımdayım sevgili Buket :)Bunu daha önce soran bir blog arkadaşımda benle yaşıt olduğunu görünce şaşırdı.Profil resmim yanıltıyor sanırım,dorian gray'in laneti üzerimde yaşlanmıyorum.
etkisinden aylar önce kurtuldum çünkü olay bu şubat ayında olmuştu.Üzerimde yazlık ceket değilde kalın bir mont ve çıkışta trafiğe yakalanma sebebimiz bastıran yağmurdu :) ama geri kalan kısımlar doğru.Taslaklarda kalmış bende hafif güncelleyip yayınlayım bari dedim. hşşt! aramızda kalsın ;)

Levent dedi ki...

Sevgili coraline; birincisi adını sürekli yanlış yazdığım için özür dilerim :)yalnız yanıtları okumadığını bildiğimden senin bu özürden haberin olmayacak :)evet Avm'lere ölümm.. Mersinden güzel herşeye rağmen,kıskanmayalım :)

Levent dedi ki...

teşekkür ederim Eren :) konuşmayı bende isterdim n'apalım.Bir on yıl sonra artık :)

kahve telvesi dedi ki...

Çoğu insan mazide kalmışların şu anda nerede ve ne halde olduğunu merak eder ara sıra, bilmek ister....kafa yorar zaman zaman..farklı versiyonlarını hayal eder... Bu fırsat senin ayağına kadar geldi ve es geçtin öyle mi Levent ?? Bak şimdi çok kızdım :)

coraline dedi ki...

ya yanıtları okuyorum aşkolsun ya...:)bu arada nerede yanlış yazdın, farketmemişim bile:)hiç sorun değil tabii ki..

Levent dedi ki...

yaa kahve telvesi,gerçekten kaçırılmaması gereken bir fırsattı.Kızmakta haklısınız :)

Levent dedi ki...

eyvah ! okuyormuşsun yahu :) coraline değil de cAroline yazıyorum sıklıkla :)

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...