28 Nisan 2013 Pazar

Pazar işte...



Yaz gelsin diye dua edip dururken daha ilk bayıltıcı sıcaklarda hayıflanmaya başladım. Yazacak bir şey yok aslında, yani okumasanız da olur. Böylece hayatınızdan iki dakikayı boşuna geçirmemiş olursunuz hadi kapat sayfayı. Hala burada mısın? Siz bilirsiniz :) Dört Nikah Bir Cenaze’yi hatırlayanınız var mı, ben oynadığı yıllar pek sevmiştim. Yönetmeni kim diye hiç merak etmemiştim doğrusu, oysa şu casting olayına küçüklüğümden beri takığımdır. Faydasını görmedim değil,arkadaşlarımın söz konusu bir film,bir aktör veya aktirist hakkında kafalarında bir soru oluşursa gogul amcadan önce bana sorarlar. Neyse efenim işte bu filmi Mike Newell yönetmiş. He n’olmuş yani diyosunuz di mi, sormuyor musunuz yoksa :) neyse işte dün tv’de şu sinema programlarının birinde adı geçti zatın. Dört nikahın yönetmeni mayk nivıl yeni film yapmış: Great Expectations,yani büyük umutlar. Ulan ben bu filmi birkaç yıl evvel izlemiştim oldum. Hem soundtrack’i çok hoşuma gitmişti,hala palylistimde. Aşağıda paylaşacağım. Yeni öğrendiğim bir şey daha varsa film romandan uyarlamaymış hem de Charles Dickens’ın. Holivuud gene senaryo sıkıntısı çekiyor sanırım. İyi anladımda bu yeni uyarlamanın fragmanına bakınca benim izlediğim filmle hiç alakası yok gibi gözüküyor yahu.
                                   Bu givinet paltrov'la Ethan howk'un oynadığı 2002 yapımı
                                        Bu da helen bonhem kartır'ın yan rolde oynadığı son uyarlama

Aslında helen’in hatrına izlenir.Ne de olsa sevındaki Marla Singer karakteriyle biz erkeklerin kafasında ur gibi yer etti kendileri.Bana mı öyle geliyor yoksa seksi hatunlar genelde çirkinlerden mi çıkıyor??
Neyse geçelim bunu, imkanı vakti olana duyurulur: uluslar arası caz günü festivali 30 nisanda  İstanbul’da düzenlenecek. Bir çok program ücretsiz ayrıntılı bilgi için işte buraya bakabilirsiniz: http://caz.iksv.org/tr/cazgunu

Geçen akşam The Box- Kutu isimli filmi bir de tv’den izledim. İyi ki de ikinciye izlemişim. Güzel film sayın okur.Konusu zaten hemen sizi öykünün içine alıyor,biraz Hitchcookvari bir taktikle.Efenim evinize bir gün yabancı bir adam gelip size şöyle bir teklifte bulunuyor.Bak bu kutudaki butona basarsan dünyanın herhangi bir yerinde biri ölecek.Sen kim olduğunu asla bilmeyeceksin ve karşılığında tam bir milyon dolar senin olacak.Sana bir gün mühlet düşün taşın deyip çeker gider.Kabaca girizgahı böyle işte. Bundan sonra kemirın diaz ve kocası bu olayın ahlaki boyutunu düşünüp vicdan muhasebesi yaparak geçirirler günü.Ama nihayetinde kemirın basar düğmeye ve gerçekten biri o anda ölür.Bundan sonrası ise konuyu bambaşka bir yere götürüyor.
Efenim güya dünya dışı varlıklar biz insanları test ederler bu şekilde. Yüzlerce yıl sonunda ne kadar evrildik falan gibi. Eğer yeterli sayıda kişi bu teklifi reddederse anlayacaklardır ki, “ulen bu insanoğlu bak ne medeni olmuş aferim.Hadi artık kendimizi gösterip bi kucaklaşalım.Yok test hüsranla sonuçlanırsa ne haliniz varsa görün ulen diyecekler.Ya da kötüsü bir tehdit unsuru olarak görüp bilimde daha da yol kat etmeden bizim soyumuzu sopumuzu… Ya iyi güzel düşünülmüş bir konuda be kardeşim ne gerek var bu kadar zahmete, aç televizyonu bir akşam bülteni seyret anlarsın zaten ne medeni olduğumuzu. Aynı konu South Park’ta çok daha eğlenceli geçmişti.Tüh! southpark'ın o bölümünü bulamadım yaa:(( konu space cash olacak.İsteyen arayıp baksın çok iyi bir bölümdür.Bu fragmanla yetinin bari :
Ha bugün bir de şehirde bisiklet yarışı vardı. Keşke şehrin hemen her yerinde bir çok Avrupa kentinde olduğu gibi bisiklet yolları olsa da bir uçtan ötekine gezse insan dedirtti. Hiç ama hiççç yazmaya niyetim yoktu da bu sıcaklar şimdiden fena sıktı beni. Bir de bu önümüzde ki hafta sınavlarla geçecek nasıl ders çalışacağım bu havalarda ben:(  Neyse bu gereksiz geyik sayesinde bir nebze gerçek problemlerimden uzaklaştım ben.Baştaki uyarımı dinlemeyip okumaya devam ettiyseniz şayet umarım sizi de az da olsa gevşetmiştir.Olmadıysa hadi bari bu güzel şarkıyla noktalayalım.Diğer videoları açmadıysanız bunu izleyin,izleyin izleyin.İyi pazarlar...


3 yorum:

Nisan dedi ki...

Merhaba Levent..

Horoz Corc'u okurken yıllar öncesine gittim..
Çocukluk zamanları, o heyecanlar..
Sonra sahip olduğum ilk ve tek hayvanım olan turuncu balığım Makbile'yi hatırladım..
Kaybettiğimde duyduğum üzüntüyü..

Pazar yazını da okudum ve bir cümleni hatırladım sonra..
"Bu aralar içimden yazmak gelmiyor" gibi birşey demiştin..
Ben de diyorum ki, çok severek okuduğum ve mutlaka uğradığım yerler arasında senin sayfan..
Zorla olmaz bilirim ama, bir iki satır da olsa karala içinden geldiğinde olur mu?

Selâm ve sevgiler :)

Levent dedi ki...

Merhaba Nisan,öncelikle teşekkür ederim.
Corc'u yazmadan önce hayli düşünmüştüm paylaşmalı mıyım diye...
Pazar yazısı bilerek özenilmeden yazdığım bir yazıydı,okur sayımı kaybetmeyi umuyorum çünkü :)İşe de yaradı sanki hiç yorum almadı :)
N'apayım yazmak istemediğimi kimse anlamıyor nedense,bende böyle bir yol denedim.
Sizin şu paylaştığınız şarkıyı dinlerken yanıtladım. Selâmlar,sevgiler...
Not: yetiştirebilirsem bugün bi şeyler karalayabilirim belki :)

kahve telvesi dedi ki...

Of yas sanırım silindi yazdıklarım ya da denetime gitti bilmiyorum. Neyse, geliyorum ve okuyorum demiştim. Bize yöntem, plan işlemez:))

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...