24 Aralık 2014 Çarşamba

boş şeyler yazdım okur,boşuna okuma !



Bir hafta geçmiş bile… yeni aldığım karara göre şimdi bir şeyler yazmam gerekiyor yani. Hmm! Mesela geçenlerde içeri alınan sözüm ona “gastecilere” ve sızlanmalarına sadece acı acı gülüyorum. Bahsi uzatamayacak kadar yorgunum zira.

DVD de beş günde beş aptal sapsal film izledim maalesef. Bazen castingdeki yönetmen-oyuncu referansları da aldatıyor insanı. Şimdi benim kaybolan yaklaşık on saatimi kim geriye verecek ? Gerçi bu filmlerle zamanı tüketmeseydim yerine ne yapacaktım ki.

 Muhtemelen geçen yazlıkta yeni öğrendiğim ve artık müdavimi olduğum tavla oynayacaktım. Kaldı ki hanede gerçek bir rakip olmadığından üstelik internetten oynayacaktım. Ama yine de en azından bir sürü yabancıyla oynuyor dilimi geliştirme imkanı buluyorum bir yandan. Mesela son rakibim bir fransızdı.Her zamanki gibi önce Fransız sinemasından konuyu açsam da bir zaman sonra işi erkek muhabbetine getirip “sophie marceau ne hoş hatun be hacı” kıvamına soktum elin fransızını. Sonra bir ara sayacak aktirist bulamayınca Alain Delon ,Belmando falan dedim. İyi aktörler ama bence onlar ırkçı diye cevap verdi. Nedenini öğrenemedim ama şaşırdım doğrusu. Midnight in Paris’i izlemediği gibi Woody Allen’i ilk benden duydu,ilginç.Bende bunları entel dantel sanırdım. Neyse bir kişi üzerinden gidip tüm Fransızları yermeyelim öğrencisi olduğum sosyoloji bölümü buna ne diyordu yahu, grup algısı yanılgısı ? cık! Başka bir şeydi,neydi yaa…

Geçen yazlıkta tavla ile birlikte yüzmeyi de öğrendim iyi kötü, keşke onun müdavimi olsaydım. İşte gene nakit sorunu,kıçımın dibinde olimpik havuzu var belediyenin ama bir saati 13 lira sanırım. Bunla üç paket sigara alırım ben,deli mi bunlar ?

Bu tarz benim de ikizler en tarz kızları seçildi Türkiye’nin. Hakan Akkaya’nın copy’si Kemal doğulu ve Nur yerlitaş’la ne geceler geçirdim doğrusu.Hep dediğim gibi gün boyu Ulusal Kanalı izleyip,bir dünya gazete okuyunca kafayı çizmemek için bir iki doz bunlardan almalı insan.Çok mağdur kalırsam itiraf edeyim yeteniksizin Türkiye’ye bile bakıyorum bazen. Böylece şükrediyorum Tanrıya, demek tek kafası gidik ben değilim,hatta sağlıklı bile sayılırım.Bunu psikiyatrıma anlatmalıyım,bakalım ne diyecek ?

Vizelerim her zaman ki gibi çok iyi geçmiş. Gene onur belgesi verirler sanırım, nereme sokacam bunları diyerekten böbürleneyim azcık. Şimdi sosyolog mu olucam ben,vay anasını sayın seyirciler.hayır ne okuduğumu soranlara sosyoloji diyince, çoğu o ne ki diyor ? Asla karşı tarafı tatminkar bir cevap verebilmiş değilim. Tüm anlatımlarımdan sonra genelde yani psikolog mu olacaksın diyorlar. He hacı piskolog olucam. Çoğu da ardından bir derdini anlatmaya başlamaz mı…

İş bulmama ramak kaldı, bir kargoda kuryelik veya marketin birinin balık reyonunda çalışmam olası seçenekler. Neyse birkaç ay çalışıp biraz para yaparım bari. O değil de üstün başın balık kokar diyorlar. hem ben ne anlarım balıktan. Yani şimdi ki gibi iyice yufka yüreğe bağlamadan evvel, galata köprüsünde çok balık tuttum. Hatta oradan geçerken çoğunuz görmüştür beni. Ama ona benzemez ki bu iş, ben tutar anne ayıklar falan durumları. Müşteri palamut istedi diyelim ben nasıl onu kesicem ayıklayacağım falan.off! neyse işte öyle. Bir dahakine dişe dokunur bir şeyler yazmak ümidiyle sağlıcakla kalın.

2 yorum:

N.Narda dedi ki...

sosyoloji keşke okusaydım dediğim üç bölümden biridir benim:)

Tebrik ediyorum seni. Sen seviyor olduktan sonra, mesleğinin ne olduğunu kalabalıklar anlamasa da olur bence.

Balthus dedi ki...

Teşekkürler Narda hanım.

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...