18 Mart 2015 Çarşamba

hebele gübele...


Yarın bir istisna iznimi Cuma değil de, Perşembe günü kullanacağım. Yaklaşık 6 ay sonra psikiyatrımı tekrar ziyaret etme vaktim geldi. Maşallah iyi sayılırım ama son iki hapım kaldı. Neye benziyor biliyor musunuz (tiryakiler anlar)hani gecenin çok geç vakti son iki dal sigaranız kaldığını fark edersiniz ve eliniz ayağınız birbirine karışır. Üşenmez, soğuğa ve gecenin bilinmezliğine aldırmadan çıkar en yakın benzin istasyonundan gidip sigarınızı alırsınız. Büyük ihtimalle de o iki dal sigara o gece yeter ve yeni pakete hiç dokunmazsınız ama işte öyle bir duygu. Yarın odasına gene tedirgince gireceğim, bana rahat oturmamı söyleyecek,sonra laptopunda benimle ilgili bilgilere göz atacak ve şimdi nasıl hissettiğimi soracak. Öncesinde defalarca hazırlandığım sözleri söylemek için ağzımı açtığımda farklı şeyler dökülecek dilimden. Artık iyileştim diyeceğim, benden bir yüzdelik isteyecek. %60 desem çok az %100 desem çok abartılı. %80 artık geçti diyeceğim ,sonra ama diyerek kalan birkaç arazımı söyleyeceğim dayanamayıp. Hmm! Diyecek, gene yeni bir hap ismi söyleyip bir de bunu deneyelim diyecek, ben deneme tahtasıyım ya anasını satayım. Yok yok bu sefer sadece “ hocam haplarım bitti ondan geldim,bir reçete yazar mısınız diyeceğim. Evet, böyle yapmalı.  Asıl öncesi sorun, sıramı beklerken diğer hastalarla yan yana oturuyorum da burada ne işim var benim diyorum doğrusu. Dünya genelinde olduğu gibi burada da çoğunluk kadınlar, erkekler ya daha az depresyona giriyor, ya da erkekliğine yediremeyip bir tıbbi müdahaleyi reddediyor. Yani uzmanlar da böyle diyor. Bu arada benim doktor da biraz sıyrık değilse bende bir şey bilmiyorum sayın okur. Hani bir metroya binseniz veya benzeri kalabalık bir mekanda rastlasınız,hemen gözünüze çarpar. ay ne derdi var bu adamcağızın acaba dersiniz,hani Karadeniz de gemileri batmış misali. Belki de bu kadar dert tasa dinlemekten. Bu hayatta yapamayacağım ender mesleklerden biri psikiyatrlık.

Yarın izin günüm ama ani aldığım bir karar artık izin günleri dolaşmak yok, en azından vize ve finalleri verene kadar. Zira işle beraber derslerime ayırdığım vakit oldukça azaldı. Belki bir tiyatronun suaresine gidilebilir fırsat olursa. İşim yorucu değil ama pek keyif alarak yaptığım bir iş olmadığından sıkılıyor, zihnen yoruluyorum. Gene de nankörlük etmemeli en azından bir işte çalışıyor olmak için az dua etmemiştim. Boş kalmak artık bir ıstırap olmuştu. Bu arada cnbc-e’yi açtım da şu anda başrolde Jodie Foster’ın oynadığı şahane bir bilimkurgu olan Contact oynuyor. Defalarca izledim ama bir defa daha bakılır doğrusu, yani sayın okur, yazı burada bitti demek oluyor bu :) Sevgiler saygılar…
filmden bir replik : “Orada dört yüz milyar yıldız var. Sadece bizim galaksimizde. Eğer bunların milyonda birinin gezegenleri olsa ve eğer bunların milyonda birinde hayat olsa ve bunların milyonda birinde düşünsel hayat olsa orada milyonlarca uygarlık olur. Eğer yoksa korkunç bir yer israfı demektir.”


Gene de bomboş bir yazı olmasın hadi,size sevdiğim bir şarkıyla veda edeyim,Mehmet Güreli- Kimse bilmez


2 yorum:

Hayal Kahvem dedi ki...


Hiç bomboş bir yazı değil bence. Dolu dolu bir yazıydı. Öncelikle o samimi anlatımı en çok sevdim:)

Balthus dedi ki...

Samimiyet...
ha evet! o her daim mevcut :)

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...