5 Ocak 2017 Perşembe

Hicran,gene hicran mı olacaktı bu aşkın sonu ?


Çoğu filminde o pürüzlü ve derin sesiyle “ dayanamayacağım artık, gidiyorum buralardan abi” der Sadri Baba ve güneşin batışına doğru ilerleyerek gözden kaybolur. Arkasından akan, jenerik değil de bizlerin gözyaşıdır sanki. Gider Sadri baba, elinden başkası gelmez zira. Hayır, kaçış değildir bu asla, gidişlerin en güzeli en asilidir onunki.  Adam dağa küser dağın haberi olmazmış derler ya, varsın olmasın anasını satayım. Mesela Ah güzel İstanbul isimli filmde yaşayan en büyük bohem zade diye tanıtır onu eski bir burjuva dostu. Dener Sadri baba, sonuna dek dener, içindeki ümidi her sabah güneşin ilk ışıklarıyla sular kurumasın diye. Mesela bir filminde, artık sağı solu yamalı, eskimekten yüz tutmuş takımıyla ve kim bilir ne zaman aldığı bir demet çiçekle her Allah'ın sabahı, limana iner sevgilisini karşılamak için. Semtin çocukları, esnafı güler arkasından, bazen yüzüne karşı dalga geçerler bu beyhude çabası için. Öyle ya yirmi yıl önce sevgilisinden koparmıştır bu randevuyu ve hala her sabah sahile yanaşan vapurdan inmesini bekler dört gözle. Sadri babanın beklediği sevdiği kadın değildir artık, hani gelse bir ezberini yıkacaktır dünyanın. Bir başkaldırı, tükenmeyen bir ümittir. Ama gelmez kadın ve günün birinde idrak eder bunu. İnsanlığa, türdeşlerine karşı son inancıda söner gider. Gider Sadri baba, gider. Nenesinin dizine yaslanıp dinlediği masallarda gibi değildir hayat. Öksüzler, fakirler, hukuksuzluk, para vardır bu dünyada, PARA… Ne yapsın baba gitmeyip, hem bir kusur varsa bende olmalı diye düşünür. Boşuna ofsayt demezler ona, sinsilik bilmez, yeri geldiği zaman, aman be bana ne demez, başını ezmezsen yükselmek için birilerinin ve bölüşürsen kazandığın ekmeğin yarısını, ofsayt değil de nedir kişi. O da bunu bildiğinden kızdı mı birine, diyelim Ziya’ya : “insan Ziya” diye söylenir. Bundan daha büyük bir hakaret yoktur onun lugatında. Hee! hal böyle iken, bir akşam hüzünle meyhanede son şarabını yudumlayıp, hicran mı gene hicran olacaktı bu aşkın sonu diyerek ve büyüklerinin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperek gider. Gider Sadri Baba,gider. Hey insan okur, küstürmeyin Sadri baba gibileri, gitmelerine izin vermeyin. Hani dönüyorsa dünya, bu adamların yüzü suyu hürmetine dönüyor bilin istedim. 

5 yorum:

pelinpembesi dedi ki...

Ne güzel bir tespit bu böyle. Gidiyor güzel
insanlar bazen mecbur bırakılarak bazen doğal nedenlerle.
Kirlenmiş bu kadar şey varken kalmak ne kadar doğru
aslında ama çırpınıyoruz işte birşeyler için.ümitsizim
her zaman ki gbi ama bazı satırları okumak iyi geliyor insana..

Balthus dedi ki...

Senin yazılarını okumakta bana çok iyi geliyor. Hem gitmekse konu,belki şu beş yıl avrupa'da gitmediğim yer kalmadı sayende :))

Momentos dedi ki...

"...yüzü suyu hürmetine dönüyor" lafını ailenin yaşlı kadınlarından duyardım hep.. şimdi bu yazıyla bana hatırlattığın tam da bu duygu oldu her ne kadar Sadri babayla pek ilintili olmasa da.. 😊 binaenaleyh Sadri babanın bu tiplemesi içime kurşun gibi otururdu izlediğim zaman ve koşup o gri eskimiş pardesüsüne sarılmak, üzülme sen demek isterdim. 😯

Balthus dedi ki...

Gayet güncel bir tamlamadır oysa :/ki binaenaleyhi kullanan biri...

Momentos dedi ki...

Kendi açımdan demiyorum ben zaten ilahi 😊 çok fazla güncel olduğunu söyleyemeyiz hele ki gençlerin çok sık kullandığı bir cümle degil.. eh sen de hatırı sayılır bir genç olduğuna göre 😉

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...