16 Mart 2017 Perşembe

Yorgunum ama iyiyim yaav !


Dün gece, şu “sms tv” diye tabir edilen kanalların birinde Kabadayı filmini izledim. Senarist koltuğunda da olsa işin içinde Yavuz Turgul’un olduğunu bilseydim bu kadar beklemezdim. İnternete ise cebimden giriyorum, laptopu sadece bloğa yazacağım zamanlar açıyorum. Yani kotalı bir netim var, gerçi o kota dokuz gigabyte ama her nasılsa ay sonuna yetişmiyor. Kaldı ki neredeyse tek yaptığım google’a girmek üstelik. Pazartesileri ise günlük 1 gb hediye veriyor da o gün film izleyebiliyorum. Mesela bu pazartesi her seferinde bayılarak izlediğim Gölge Oyunu’nu indirdim gene bir başka Yavuz Turgul eseri.

Yazacak da pek bir şey yok hani, terk edilmiş bir blog izlenimi vermesin diye karalıyorum. Merak edenler için, sağlığım şükür düzeldi ve eski işime tekrar döndüm. Hadi onu da merak eden varsa bir yapı markette bölüm şefiyim. Yine merak eden varsa baba mesleği demir doğrama ustası olduğum için haliyle el aletleri ve hırdavat bölümünden sorumluyum. Bugün izinliydim, izinler mağazacılık sektöründe haftada bir gün ve o da hafta içidir. Ve aslında laf aramızda yaşadığınız şehir İstanbul ise bu çok bakımdan iyi bir şey. Trafik derdiniz pek olmaz, ama hiç olmaz diyemiyorum gene de, lanet. He diyelim sinema tiyatro falan yaptınız çevrenizdekiler ya kalburüstü insanlar ama çoğunluk üniversite tayfası falandır. Ha nasıl unuttum onları ! elbette sayısız Suriyeli,Arap falan öte yandan,ona da lanet. Laledeki Rusları,saat satan Senegallileri, bir dönem ekonomik kriz yüzünden doluşan Romanya’lıları özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Avrupalı turist derseniz artık neredeyse hiç kalmadı, he haksızda değiller hani. Öte yandan yurdum insanı portakal sıkıp, Çinli diye Türkmen dostlarımızı dövmekle meşgul. Ha bu arada Atlas Pasajı’nda bile Recep İvedik’i gördüm ya dostlar. Oysa Atlas sadece Avrupa sinemasını verirdi düne dek, holywood’la bile başa çıkan Atlas, Recep’e yenik düşmüş.Geçen bir yerde de yazdım,referandum ne çıkacak diye merak edenler İvedik’in gişe sayısına baksınlar derim ben. Sonuç gayet açık bence.

Eski Levent olmak istiyorum tekrar bu günlerde, neydi eski Levent ? hem de işsiz güçsüz parasız Levent,ne çok şey başarıyordu o genç delikanlı. Onu bulmak,erişmek için dergi aboneliğine başladım tekrar “Bilim ve Ütopya”- “Atlas” okuyorum artık. Eski ben bilim teknik okurdu ama öldü o dergi, çok şey gibi… ayda en az bir sinema,bir tiyatro. Ha yeni bir şey daha, ayda bir kez karşıda da olsa Kadıköy Süreya’da opera. Ve en az bir kitap,zaten günlük gazete alışkanlığım devam ediyor. Sayılar az ama inanın yorucu bir işim var ve bunlar için olağanüstü bir gayret veriyorum. Ha bir de hedefte hafta da bir kez de olsa bloğa yazmak var ama sanırım bunu pek beceremeyeceğim. Ha bir de çizmeye vakit ayırabilsem ne güzel olur, o da zor gibi. Vardiyalı çalışıyorum bir hafta gündüz,bir hafta gece. Gündüzcü iken eve dönüşte bir saat falan kestiriyorum sebebi geceyi seviyor oluşum,böylece en azından ikiye dek uyanık kalabiliyor,daha önemlisi okuduğum izlediğim şeyleri anlayabiliyorum. Gececi iken daha verimli aslında,güneşi ıskalasam da saat 11’de eve gelince sabah beşe dek oturuyorum,biz yazar çizer takımının en sevdiği saatlerdir bunlar,daha üretkenizdir. Sabah ise öğlene doğru kalkıp ulusal kanalda Halil Abi ile Adnan Türkkan abinin sohbeti eşliğinde kahvaltımı edip işe gidiyorum. Gececi olmanın kötü yanı şu sinema minema işleri olmasına imkan yok.


Akvaryumum hiç bu kadar neşeli olmamıştı, içindeki balık sayısına vakıf değilim artık ama dördüncü nesil bile yakında üreyecek. Çok mutlular bu beni de mutlu ediyor. Kediye gelince bu kedi özlemim bir ev sahibi olmadığım sürece gerçekleşmeyecek gibi. Yani bu da asla demek oluyor. Hani kedi hastası falan değilim,sokakta görsem mıncıklamam kolay beri, ama tam bir ev arkadaşı gibi duruyor kediler. Benle oturup film izlesin, arada o uyuzluk etsin atışalım falan, hem sağlam dert ortağı olmaz mı, asla sırrımı paylaşmaz gibi geliyor. Ha kusura bakmasın sigara dumanına bolca maruz kalacak, arada kesin ibnelik olsun diye bira falanda içiririm ben buna. Ama entelektüel bir kedi olur benle takılırsa ona şüphe yok. Ha mutlaka erkek bir kedi olmalı ve puştluk değil mi eve birini atmadığım müddetçe o da zor görür bir dişi kediyi. He he :) bu fikir şimdiden hoşuma gitti. Merak etme len, açarım youtube’dan kedili videoları gider kahvede bir saat falan takılırım ben. Ulan kerata,anlaşacağız kesin seninle kavga dövüş falan belli oldu.  Ahanda adını da buldum : Cuma diyeceğim sana,bu durumda bende robinson cruz oluyorum demek. Of! Ne boş bir yazı oldu be okurcum,hakkını helal et vallah. Hadi ben kaçar bybye…


2 yorum:

Momentos dedi ki...

Ayy sen mi ben mi yorgunuz.. yahu ev tepeme yıkılacak bu gidişle.. ne bakımsız ne çelimsiz bir ev anlamadım gitti :( Çatısı akar, tüm musluk tesisatı şinanay durumda. Of neyse hatırlamayayım şimdi.. Her geçen gün farklılaşıyor ve yabancılaşıyoruz. Dediğim dedik, bahçede sana bir yer kesin ayırıyorum. :) Yalnzı şu erkek kediyi kısırlaştırman gerekecek, yoksa nasıl bir koku seni bekliyor olur evde bilemezsin (tecrübeyle sabittir) ;)

Güzel günler gör inşallah çocuğum ne diyeyim.. :)

(ha bu arada bir daha dener misin yorum işini benim sayfada.. bir garipliktir gidiyor valla)

Balthus dedi ki...

Bende bir usta olarak ne çok anlarım o işlerden aslında.Bahçe de bir ev ha ne güzel olurdu ufak bir müştemelat.Ama hayal işte,en azından benim için.Kısırlaştırmaya gelince bir erkeğe yapılacak en fena kötülük,hani öldür daha iyi.Hemcinslerim beni anlar.Güzel günler de yaş iş,sağlık ve huzur kafi. Tamam bakayım şu yorumlara.

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...