23 Mart 2017 Perşembe

Sanal zamanlar


Gene ha bire bal reklamı yapan şu kanallardan birinde izlediğim bir film bu postu tekrar yayınlamam gerektirdiğini düşündürdü.

Birazda merak eden varsa diye yazıyorum ama evimde laptopumun başında değil bir internet kafede. Nedenine gelince yaklaşık bir ay süreyle arkadaş hatırına kafesini işletme görevi bana kaldı. Eee…uzun süre işsiz olanınız varsa bilir,bütün angarya işler için biçilmiş kaftansınızdır. Levent evladım faturamı yatır mısın, vayy levo oğlum hafta sonu taşınacağız yardım edersin di mi, levent yeğeninin iş bilgisi ödevini yapmasına yardım edersin artık gibi gibi. Hatta hiç samimi olmadığınız bir arkadaşınız birden cepten arar sizi, oğlum gel bir kafede çay içelim,yani anlayacağınız emanet arkadaşlık bile yaparsınız,mecbursunuzdur. Abi işim var derseniz, hadi lenn yatmaktan başka ne işin var diye alaylı bir kınamada bulunurlar. Oysa ki kitap okumak, bir sergiye gitmek,spor yapmak, internette sörf yapmak gibi( bu spor sayılmaz elbet)daha benzeri bir çok işim vardır oysa. Belki de İstanbul’un sessiz bir köşesinde bir ağacın gölgesinde yazı yazmak veya hayatı anlamaya çalışmak gibi..of!! size de pek inandırıcı gelmedi değil mi :) valla müsait değilim arkadaşlar.

Neyse tüm bu yazıyı şu an ki halimden yakındığım için yazmıyorum ancak biline,bu dostum kırabileceğim biri değil. Eskiden beri tanıdığım ama ilerleyen yaşlarımda samimiyetimin arttığı bir arkadaş. Yazma sebebim hem varsa merak edeni bilgilendirmek hem de burada ki gözlemlerimi paylaşmak istiyorum kısaca.Kısaca diyorum çünkü çokça yorumda görüyorum “hayy çok uzun yazıları okumaktan sıkılıyorum ben” evet biliyorum biliyorum sıkılırsınız hanfendi,çünkü okuma gibi bir melekeniz alışkanlığınız yok sizin. ( nedense hep kadınlardan duyduğum için hanımefendi dedim,pek akıllıca değil zira neredeyse tüm okuyanlarım kadın :) )Bende kimi uzun yazıları okumam ama o yazarı da okumuyorumdur zaten,bu kadar basit. Mesela diyelim Yılmaz Özdil ne kadar uzun yazarsa yazsın okurum, gerçi o pek uzun yazmaz ama yazsa yani demek istedim. Üstelik bu yaz hayli kitap okudum yaw aferim bana :)

Cık! Şimdi şöyle bir baktım da word dosyasına, baya uzun bir giriş oldu gene.Haksız sayılmaz şu şikayetçiler sanki.Ulan iki satırda fikir değiştirdim sanki,Levent biraz arkasında dur yazdıklarının yahu.

Efenim ne desem ki acıyorum şu veletlere,gencecik beyinler koca gün burada vakit öldürüyor.Adeta bir kreş vazifesi görüyoruz.Çocuk bir saatlik açtırıyor,süresi bitince somurtkan bir ifadeyle dışarı çıkıyor beş dakika sonra büyük bir sevinçle ve koşa koşa geri geliyor.Ya dedesinden,ya annesinden kapmış 50 kuruş doğru kürkçü dükkanına. Kimi aileler ise sanki kendisi yolluyor,herhalde hem yeri belli diye düşünüyor,hem de evde kafasını dinliyor olmalı. Bu sanal bağımlılık feci boyutlarda sanmayın ki araştırma yapıyorlar hep oyun hep oyun. Oyunlarda öyle süper mario falan değil ha, hepsi vurdu kırdılı şeyler. Çocukların silahlar hakkındaki bilgilerine inanamazsınız. Savaş eğlenceli bir şey değil, bunu bilmeleri lazım. Şiddete meyilli  olacak bence gelecek nesiller,üçüncü dünya savaşı kaçınılmaz. Gerçi ebeveynler farklı mı, görüyorum sokakta bir çocuk daha el kadar bebe anasının eteğini çekip huysuzluk yapıyor diyelim,tam ağzının ortasına tokadı yiyor ve kadın ardından ekliyor “gebertirim seni”. Off…Yetişkinlerde geliyor elbette cafeye ama onların derdi farklı, malumunuz çoğunlukla flört. Gerçi bazı uzmanlar çocukların bu tarz oyunlar sayesinde aksine şiddetten uzaklaşacağını iddia ediyor,belki haklılar.

Ne bileyim yaa,biz sanki daha şanslı bir nesildik,yoksulduk ama yoksun değil. Ana kucağında büyüdük, oynayacağımız bir bahçe,sessiz sokaklar vardı.Zaten saysan kaç araba vardı ki mahallemizde. Annemde hiç şunları dışarı yollayım da kafa dinleyim demezdi. Derslerimizle ilgilenir başımızı okşar,oyun oynardı bizimle. Üstelik o zaman ne çamaşır makinesi vardı,ne bulaşık. Elde koca gün çamaşır yıkardı,zaten sıkça altımıza işerdik :) Başını kaşıyacak vakit bulamazdı yani ama hiç başından savmadı bize.O dönem anımsıyorum semtimizin tüm anneleri böyleydi. Şimdikilere bakıyorum da, ulan hadi çocuklar senin için bir dert ( nasıl oluyorsa) bari ev işi yap,akşam yemeğini bile kocandan bekliyorsun.Vallah kızmayın son zamanlarda gözlemlerim hep böyle.Şimdi özür diliyorum sizlerden,nedenine gelince sanırım kapak olarak kullanacağım resim çok daha aydınlatıcı olacak. Ne işe yaradı bu yazı şimdi,hımm.. ana fikir şu herhalde: çocuklarınızı sevin ilgilenin.Teknolojiden mahrum etmeyin ama bağımlısı olmasına da izin vermeyin. Kitap okumaya alıştırın,tiyatroya götürün.Bak sinema demiyorum o pahalı ama şu ikisi vallahi ucuz şeyler. Kitap okumak da öyle satın almakla olmaz siz okuyacaksınız ki o da meraklanıp okusun. UNUTMAYIN ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZDİR.Özlemini kurduğumuz gelecek onları iyi eğitmekten geçer.Sevgiyle kalın…

12 yorum:

Kadriye Zihni Erdem dedi ki...

Uzun ama keyifli giriş yazısını beğenerek okudum :-)
Bu zamanda anne olmak da çocuk olmak da zorrrr
bu zamanda "birisi "olmak zor

hepimize kolay gelsin

Sevgiler

Gülsüm Tahmazoğlu dedi ki...

Demek kadın okurlar uzun yazıları sevmiyor :) her neyse, cidden gelecek nesili teknoloji kurbanı olmaktan kurtaracak olan bizleriz, zira internet kafeleri 10-15 yas çocukların doldurduğunda ve vurdulu kırdılı oyunlara kendilerini nasıl kaptırdıklarına çok kez şahit oldum..
Benimki de amma uzun bir yorum oldu :)

herteldenşef dedi ki...

Hem böylesi bir bilinçte hem de yeni nesil anne- baba görevini üstlenecek kişiler kaldı mı cümlesini hiç istemeyerek kuruyorum malesef. Ama yazının uzun olduğuna katılmıyorum eh bunu da okumayacaksak ohoo.. :)

Balthus dedi ki...

Bu zamanda "birisi"olmak zor sahiden.Aşağıdaki Herteldenşef hanımda geçen yazısında buna değinmişti aslında.

Balthus dedi ki...

Yazmıyorsunuz artık sanırım,ya da bana bildirim mi gelmiyor bi bakayım.ve evet çok işimiz var Gülsüm

Balthus dedi ki...

Vallah Şef hanım aslında dün gece çok depresif bir yazı kaleme almıştım. Fakat sabah 5'te kabuslar içinde uyanıp yalandan bu yazıyla değiştim aslında ;) sevgiler...

Momentos dedi ki...

Ah be Balthus, bu yazıyla iyi bir aile babası olacağın yönünde de ışıkları yaktın ya.. ben davulcuları hazırlıyorum bak haberin ola.. :)

Bu yazı güzel mi, yerinde mi evet kesinlikle evet. Her satırına katılıyorum (katılmıyorsam yarın başka bir yorum yazarım) (ha bu arada öncelikle istemediğin şeylere HAYIR demeyi sana ivedilikle öğretmek gerek)

Bir önceki akşam depresif bir yazı yazmışsın, o yazıyı görmeden hayatta inanmam.. bu arada uzun yazı muhabbeti var ya, o aslında yazanın dilinden kaynaklanıyor bence.. çok değerli yazarları tenzih ederim.. ama bazı insanların anlatım dili cidden yavan oluyor, evele gevele aynı laf.

bahusus selam eder, annenin ellerinden öperim :)))
bu da öyle işte...

Balthus dedi ki...

İyi bir baba olacağım şüphesiz ama iyi bir eş olur muyum emin değilim.
Hayır demeyi becermeyi bırak kırıldığımı dahi söyleyemem karşı taraf kırılır diye :(
Yazı kısa ama çok ağır bir yazıydı.Cidden birileri okur kötü etkilenir diye sildim. Hatta şöyle,hani silsem de akışta gözükür ya bende bu yazıyı üzerine düzenleyip koydum.5kişi okumuş gene de.
Uzun yazı konusu o kadar basit değil bir ara sosyolojik olarak yazarım sebeblerini.
Bu arada hala fark etmedin mi,benden daha depresif,karamsar,huysuz,sinameki bir insan yoktur vu dünyada. Tekzenselam:)
Bende senin ellerinden öperim,kızmazsan:))sevgiler..

Momentos dedi ki...

Offf hep "bir ara yazarım" klişesi de canıma yetti.. yaz artık ne yazacaksan.. bak bu tırıvırı (değil tabi ama şimdi kızdım ya öyle söylemem lazım) yazılar ve yorumlarda harcadığın zamanı topla kaç kere yazmıştın yazacağını..

Elini arkada saklayan yaşlı kadın emojisi buraya :)

Balthus dedi ki...

Abla nasip olursa sohbet ederiz biz karşılıklı bir gün,öyle diyeyim o zaman :))Kötü yazarım ben,kötü etkilerim çünkü. Bu yeterli bir yanıt değil ama anlamanı umuyorum ;)
Not: bu ne hız :))

kahve telvesi dedi ki...

geçenlerde arkadaşımla konuştuk benzer konuda. çocukluğumda, annem bahçede kazanla su ısıtır çamaşır yıkardı. Şimdi biz makinede yıkamaya üşenir olduk.
Haklısın , çocuklar bile yük oluyor annelere ne yazık ki.. Ve ben şimdinin çocuklarını , gençlerini gördükçe geleceğe pek umutla bakamıyorum:((

Balthus dedi ki...

Maalesef...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...