26 Temmuz 2011 Salı

MERHABA

Sevgili K. Sana yazmak kaçınılmazdı zira aklımı yitirmek üzereyim. Mektuplarımın bir şekilde sana ulaşacağını ümit ediyorum. Şahsen tanışmamış olsak da en azından ben seni haklı şöhretin dolayısıyla oldukça yakından tanıyorum. Biliyor olmalısın hemen ardından sevgili dostun Max Brod senin yazılarını ne mutlu ki -senin hoşnut olmadığını biliyorum- yayınlatıp bizlerle paylaştı. “Biz” derken asla bir bize ait olmadığımı sanıyorum. Seni okumak gafletinde, pardon okuma şansı bulmuş olanlardan bahsediyorum. Birkaçı ile tanıştım üstelik her seferinde bir heyecan sardı bedenimi. Yalnız maalesef birkaç zaman sonra düş kırıklığına uğruyordum. Tahmin edeceğin üzere pek anlaşılmamıştın. Örnekse “Değişim” adlı eserini okuyanların birçoğu-kusura bakma eser addediyorum- kendilerinin bir böcek olmadığını savunuyordu. Hani haksızda sayılmazlar bizim gibi – ikimiz söz konusu ise “biz” tanımını kabullenebilirim- devcileyin enikonu gerçek bir böcek değillerdi; ancak basbayağı bir böcektiler işte. Ayırdın da değiller bunun veya kabullenmek istemiyorlar. Öyle ya, bir insan kendini sevmeli önce, barışık olmalı varlığıyla. Evet, çoğunluk böyle söylüyor. Haklı olmalılar şüphesiz, ne de olsa çoğunluk onlar. Karanlık çağlar olsun, orta çağ olsun veya işte uzay çağı dedikleri benim yaşadığım dönem dâhil bu hep böyle değil miydi sanki. Evrildik, yerleşik hayata geçtik ama bu konuda bir arpa boyu yol kat edemedik doğrusu. Bugün konuyu fazla uzatmayacağım maksadım bir merhaba demekti. İster Milena olsun istersen şu “sevgili babacığın” biliyorum ki sen aslında kendine yazıyordun o sözüm ona mektupları. Sözüm ona dememin sebebini gayet iyi biliyorsun. İyi geceler diliyorum K. Sanırım belli bir süre daha sana yazmaya devam edeceğim. En azından sana olan kızgınlığım geçene dek ya da kendime. Korkarım bu sonsuza dek sürebilir. Hoşça kal… 26 Tem. 11 01.55

Hiç yorum yok:

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...