11 Eylül 2011 Pazar

Ne kadar benziyoruz değil mi seninle?

                Öykü çoktan sona ermişti ancak kahramanı sinir bozucu bir şekilde “yaşamaya” devam ediyordu. Kötü bu, hem de çok kötü. Üstüne üstlük sigarası da bitmişti. Önce düşleri, sonra öyküsü ve şimdide lanet olası sigara. En doğrusu gözükmemek, yok olmak ortalardan, bu haldeyken birkaç iyi kişiyle iletişime geçmesi onu ayrıca üzüyordu. Ne yapmalı K? hayatıma son verecek cesaretimi, o bencil ruhu yitireli çok oldu. Gitmek… Gidebilecek kadar dahi gücüm yok ki; hem nereye gidilecek. Yaşadığım için özür dilemek de pek bir işe yaramadı. Aslında biliyorum yolu, çok acı verici ama tek bir yol var. Unutmalı Levent’i. Şu tekdüze, hiçbir şekilde kafasını bir boka yormayan. Tek derdi barınmak, mal edinmek ve iktidara kayıtsız şartsız biat eden aptallardan olmak. İktidar derken, hani Tanrı’da dâhil buna. Ne olacak ki, her şeyi kadere yormanın o dayanılmaz hafifliği ne keyifli olmalı. Özetle kapamalı, gözü kulağı ve de ağzını insan. Şaka yapıyorum K. bu hepsinden zor ve en erdemsiz seçenek. Ama biliyorum ki bir şeyin değişeceği yok. offff! Hayatım boyunca olumlu düşündüm mü bir kez acaba. Ne kadar benziyoruz değil mi seninle? Yalnız kusura bakma benim karamsarlığım daha büyük senden. Birkaç kitapta okudum, NLP’ mi ne diyorlar. Bunları yazanlar bilmek ile yapabilmek arasındaki o derin uçurumu bilmezler mi? pardon nasılda unuttum; tabi ya! Mutlu olduğum güçlü olduğum bir dönem olmuştu. Hasta ruhlu bir hatuna âşık olmuştum ve problemlerim ne küçük gelmeye başlamıştı. Şimdi böyle biri varmış gibi yapıp devam etsem ya hayatıma. Ne zayıflık. Mutluluk için, yaşam için birine bağlı kalma gereği. Kendi için yaşamalı insan, doğrusu yaşamı tek bir nedene bağlamamalı, hatta tek neden kendi olmalı. Çünkü sırasıyla yitebilir tutunduğumuz ne varsa. Hadi len! Ben bilmiyorum ki sanki bunları, öyle kolay mı? Hem kişi kendini yitirdiyse elbette bağlanacak başkaca bir şey arar. Neyse sevgili K. bu gece eğer uyuyabilirsem gene aynı aptal avuntu sayesinde olacak. Yarının bir şeyler, iyi bir şeyler sunabileceği ihtimali. Ufacıkta olsa var bu içimde ve yittiği an, pencere pek uzakta sayılmaz hani. Sevgiler K.cığım.

3 yorum:

Elif Gizem dedi ki...

bitmemiş öyküleri severim ben. sonu öylece en güzel yerinde askıda kalmış olanları... İşte böyle Sevgili K.

Levent Özbek dedi ki...

Öykünün bir parçasıysan eğer ve yaşama gücünü yitirdiysen zavallıca bir durum bu. Dışarıdan öyküyü izleyen içinse melankolik gözükmesi gayet doğaldır.Değil mi K? Not: Burada edebi yazmak gayretinde değilim,bazı şeylere ramak kala Kafka'ya yazarak kendimi frenliyorum.Zira tanıdığım insanlar arasında sadece onla anlaşabildim.Biraz da Sartre amca :)

Karōshi dedi ki...

.... diyorum abartmayayım diye..

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...