16 Eylül 2012 Pazar

Yedinci Mühür

- Olabildiğince açık konuşmak istiyorum ama kalbim boş. Bu boşluk yüzüme tutulan bir ayna gibi. Kendimi görüyorum içim korku ve tiksintiyle doluyor. İnsanlara karşı duyarsızlığımla kendimi çevremden soyutladım. Şimdi bir hayaletler dünyasındayım. Rüyalarımda ve hayallerimde tutsak kaldım.
-Yinede ölmek istemiyorsun
- Hayır istiyorum
- Neyi bekliyorsun?

- Bilgi istiyorum

- Garanti istiyorsun

- Her neyse…
 
- İnsanın duyularıyla Tanrı’yı kavrayabilmesi o kadar imkânsız mı? O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin arkasına saklansın ki? Kendimize inancımız yoksa başkasına nasıl inanç duyabiliriz? Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlara ne olacak? Ya inanmayan, inanmayanlar? İçimdeki Tanrı’yı neden öldüremiyorum? Onu kalbimden atmak istememe rağmen, neden alçaltıcı ve acı verici şekilde yaşamaya devam ediyor. Neden her şeye rağmen bu gerçeklikten kurtulamıyorum? Dinliyor musunuz?
 
- Dinliyorum

- Ben bilgi istiyorum. İnanç ya da varsayım değil bilgi. Tanrının kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum.

- Ama o suskun.

- Karanlıkta O’na sesleniyorum. Ama sanki hiç kimse yok.

- Belki de kimse yoktur.

- O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri, ölüm karşısında yaşayamaz.

- Çoğu insan ne ölümü ne de yaşamın hiçliğini düşünür.

- Ama bir gün hayatın son anlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek.

- O gün…

- Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra o imgeye Tanrı adını veririz.

- Endişelisin.

- Bu sabah ölüm bana geldi. Birlikte satranç oynuyoruz. Bana tanıdığı sürede acil bir işi halledeceğim.

- Neymiş o?

- Tüm yaşamım nafile bir arayıştan… Anlamsızca konuşmalardan başka bir şey değildi. Kızgınlık ya da sitem duymuyorum. Çünkü çoğu insanın yaşamı benim ki gibi. Ama kalan süremi anlamlı bir işte kullanmak istiyorum.

- Onun için mi ölümle satranç oynuyorsun?

- Zeki bir rakip ama daha bir taş bile kaybetmedim.

- Ölümü nasıl yeneceksin peki?

- Fil ve atı birlikte oynuyorum henüz fark etmedi. İki hamlede kenardan çökerteceğim.

- Bunu unutmayacağım

- Beni kandırdın aldattın ama yine karşılaşacağız. Bir yol bulacağım.

- Handa görüşürüz, oyuna devam ederiz.

- İşte elim oynatabiliyorum. Akan kanı hissediyorum. Güneş hâlâ tepede… ve ben Antonius Block. ÖLÜMLE OYNUYORUM.

Gitmeden evvel taslaklarda kalmış bir kaç şeyi paylaşayım dedim.Bu hafta iki blog arkadaşım bu film üzerine yazmış, sevindim doğrusu.İngmar Bergman sineması bambaşkadır. Burada ölümle satranç tahtasının başına geçen kahramanımızın derdi sadece anlama isteğidir. Tıpkı Kafka'nın Dava veya Şato'da ki kaygısıyla benzerlik  taşımaktadır. K. ne sözümona davadan beraat etmeye çalışmaktadır ne de Şato'da gözü vardır.Anlamak ister o, varoluşunun ağırlığı ise yol boyunca yanındadır. İzleyin derim bu filmi.Yoldan geçenleri bilmem de benim takipçilerimin çoğu zaten hatim etmiştir Bergman'ı ;)
YEDİNCİ MÜHÜR


video



g

6 yorum:

N.Narda dedi ki...

Üşenmemiş yazmışsın, çok güzel.
Ben de bir parça yazayım:
Jöns: Demek belki de seviyorsun onu! Öyleyse beni dinle, ey yolunu şaşırmış andavallı; sana şunu söyleyeyim ki, aşk, şehvetin öbür adıdır, şehvet artı şehvet, daha bir sürü aldatmalar, yapmacıklar,yalanlar dolanlar, türlü türlü aylaklıklar.
Plog: Öyle ya, yine de can yakıyor.
Jöns: Elbette. Aşk, bütün vebaların en karasıdır; kişi ondan ölebilseydi, aşkta biraz zevk olurdu. Oysa hemen her zaman atlatırsın onu.
:)

Levent dedi ki...

Bende ekleyim bi tane o zaman :) Zaten her diyalog,monolog harika ötesi.Akrobatla karısı bebeklerini izlerken;
karısı : Mikael’in hayatı bizimkinden iyi olsun istiyorum.
Akrobat: Mikael büyük bir akrobat olacak.Ya da bir sihirbaz en imkansız numarayı yapabilen biri.
-hangi numarayı?
-bir topu havada asılı tutmak.
- (gülerek) bu imkansız.
- Bizim için öyle ama onun için değil.
Evet, büyüdükçe bazı,hayır bir çok şeyin imkansız olduğunu düşünürüz. Çevremiz yaşadıklarımız bunu öğretir.Hayallerimiz daralır.Ya bir bebek için… ?

Buket dedi ki...

filmin en güzel sahnesini yeniden hatırlamak güzeldi. ama gitmekten bahsediyorsun, neden, niçin, olamaz!!!
önceki postta yazmışın gerçi, daha ciddi , aslında yazılması gerekenleri yazacaksın, yine takipçinim ama bunlar beni çok üzüyor :(

Levent dedi ki...

İnanın Buket amacım pohpohlanmak değil.Sağolun,samimi olduğunuzu biliyorum.Zaten adamakıllı okuyan bir kaç kişiden birisiniz.
Durun bakalım nasıl yapacağımı,ne yapacağımı düşünüyorum.Daha tam kafamda oluşturamadım.Ülke kan ağlıyor,üzerime düşeni yapmalıyım.Tüm demokratik legal haklarımı kullanacağım.Bu sosyal medyayı da bu yönde kullanacağım sanırım.Belki bir arada..of! bilmiyorum nasıl yapacağımı,ama öyle seyirci kalmak beni yok eder biliyorum.Sevgiler..

N.Narda dedi ki...

Her cümlesi çok güzeldi evet.

Belki iki blogun olur,buraya yazmak istediğinde yine yazarsın?

kahve telvesi dedi ki...

Sesin çıkmıyor, yoksa gittin de haberimiz mi yok..Yeni blog adresini verirsin ama değil mi?..

bunlarda

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...