26 Mayıs 2017 Cuma

gece gece


İşte gene gece oldu, düşünüyorum da sanırım beni hayata bağlayan en kuvvetli şeylerden biri günün sonunda geceye kavuşacağımın bilinci. Bu cümleden hareketle anlaşılıyor ki gece benim için bir zaman diliminden, basit bir fiziksel durumdan çok öte bir kavram. Kişinin kendisiyle baş başa kalabildiği ender anlar diyenler var bilakis; gece odam, şu küçücük odaya kimler neler sığıyor. İşte soluma bakıyorum ve çocukluğum yanı başımda. Hemen karşımda ki duvarda pişmanlıklarım, artık aramızda olmayan dostlarım akrabalarım… bir sandalyede ilk aşkım oturuyor, diğerinde son aşkım birbirlerinden habersiz. Bugünlerde aklımı çalan şu kız ise, o birden fazla. Odanın dört bir yanında sanki, akvaryuma, televizyona, pencereye, hatta tavana bakınca bile onu görüyorum gibi. O kadar çok ki, korkutuyor, bunaltıyor beni. Allah’tan gün be gün azalıyor sayısı. Gün içinde yaşadıklarım (ki bunun çoğu işyerinde yaşadığım sorunlar) şanslıyım ki hep arkamda. Görmüyorum ama ensemde hissediyorum rahatsız edici nefesini. Gece odama nerdeyse hiç iştirak etmeyen şey geleceğim diyebilirim. Hani pek az uğrar kendileri, geldiği zamanlar ise hep neşemi kaçırıverir. Zaten en büyük kaygım hep gelecek üzerine olmuştur. Odadaki tüm bu kalabalığa rağmen ve duvara astığım kol saatimin kadranının sürekli aktığını görsem de ( kol saatimi duvar saati yaptım) nedense gecenin hiç son bulmayacağına, anın donduğuna inanırım. Ayrıca bu gece soğuk, soğuk geceleri hep daha fazla sevmişimdir. Üşüme hissini hep yaşadığımın en büyük kanıtı olarak görürüm, üşüyorsam yaşıyor olmalıyım değil mi ? hem melankoliktir üşümek, yalnızlığını anımsatır insana. Hem de gerçeğe döndürür insanı. Öyle ya şu odanın her yanını kaplayan hatun kişi şu an gerçekte yanımda olsaydı üşüyor olmazdım sanırım. Hem fiziksel hem de tinsel bakımdan ısınırdım sanırım. Ama yo..! sırf ısınacağım diye kendimi sonunda parça parça olacağım bir maceraya atamam doğrusu. Ulan açarım kombiyi olur biter kardeşim, hatta ahanda açıyorum, açtım.  Evet daha fazla saçmalamadan yazıyı burada noktalayalım. Şimdi sırada televizyonu açıp öyle aptal sapsal bakınırken uykuya dalma zamanı geldi. Ops! Unutuyordum 45 dakika sonra kapanmaya programladık mı tamamdır. Hayda pil bitmiş, dur şu pilleri  çiğneyeyim ben. He he :) oldu. Hadi iyi geceler…

3 yorum:

Momentos dedi ki...

Heheheh üşürken akıldan geçenler bunlar oluyor zaar... :P bu arada dikkat ettim de televizyonla uyumak sanırım siz erkeklere mahsus. Neyse bu saptamadan sonra sana bir yazımı gönderiyorum. Oku bakalım ne diyeceksin?

http://sezerozsen.blogspot.com.tr/2010/10/tek-kisilik-alev.html

Balthus dedi ki...

Ay okuyamam ben bunu abla :/

Momentos dedi ki...

Aaa neden? Deli misin yaa oku sunu korkacak bisey yok

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...