Kafka’nın Milena’ya ve babasına
yazdığı mektuplar haricinde hemen tüm eserlerini okudum. Mektupları sona
bırakma sebebim bunların yayınlanması ne kadar ahlakiydi ve bir edebi yapıt
olarak ele alınabilirimiydi? Bunlar kuşkusuz sadece benim sorguladığım şeyler
değildi, edebiyat çevresinde de aynı sorular hâlâ tartışıladurur. Zaten, dostu Max Brod’un metnin tümünü Kafka
ailesine saygısızlık etmemek adına söz konusu tarihten 15 yıl sonra yayınlaması
ve edebi bir metin kimliği kazandırmak adına “ Taşrada Düğün Hazırlıkları”
kitabına dâhil etmesi bunun özel bir mektup olduğunu bilmesinden
kaynaklanıyordu. Kitabın sonsöz kısmında da yer alıyor bu. Ben tüm yapıtlarını –
Değişim hariç- Cem yayınevinden Kamuran Şipal çevirisiyle okudum. Bunun en
önemli nedenlerinden biride hemen tüm eserlerinde metnin içinde birçok sözcük
numaralandırılmıştır ve kitabında sonunda açıklamalar, ek, fragmanlar gibi
okuru aydınlatıcı birçok done barındırır.
Kafka’nın eserlerini okuyanlar
yazarın babasıyla birçok problemi olduğunu ve yazılarında buna dolaylı bir
şekilde oldukça değindiğini bilir. Ama tümüyle bundan beslendiğini söylemek büyük
haksızlık olacaktır. Eğer başkaca yazılarını okumadıysanız bu kitaptan
başlamanın pek doğru olacağını sanmıyorum. Bana ne kazandırdığına gelecek olursak; babasıyla olan özel durum haricinde nişanlıları sevgilileri hakkında daha fazla bilgi edindim. Kız kardeşleriyle
olan ilişkilerini, karakterlerini, kız kardeşlerinin babasıyla olan
ilişkilerini daha etraflıca öğrendim. Hatta kocaları ve çocukları ne iş
yaptıkları fiziki ve karakteristik vb. gibi nice şey hakkında fikir edindim.
Kız kardeşi Ottla’nın Kafka’ya nazaran babasına karşı daha dik durabildiğini
daha cesur olduğunu yeni öğrendim ve aynı Kafka gibi “aşağı sınıftan”
insanlarla babaları onaylamasa bile arasının iyi olduğunu.
Kafka, kız kardeşi Ottla'yla (1915)
Felice Bauer’e yolladığı 1 Kasım 1912 tarihli mektupta şöyle yazar: “
Üç kız kardeşim var, biri evli bunların, biri nişanlı, biri de bekâr; ötekileri
de seviyorum ama içlerinde en çok sevdiğim henüz bekâr olan üçüncüsüdür”
Başta Felice olmak üzere tüm
ilişkileri Julie ve Milena sonuçsuz kalmıştı. Evlenerek nihayet babasından
kurtulacak onla bir bakıma aynı mevki ye gelecekti. Ancak başarısız
nişanlılıklarını her ne kadar babasının onayını almamasına bağlasa da evlenirse yazarlığının
sekteye uğramasından korktuğunu mektuplarında kendisi de itiraf etmiştir.
Neyse daha fazla detaya boğmayalım.
Yazarın tüm geçmişi hakkında kıymetli bilgiler bulabileceğiniz bir kitap.
Meraklısına tavsiye ederim. Ama lütfen Attila İlhan’ı sadece aşk üzerine yazan
büyük bir şair olarak tanımak nasıl büyük bir hataysa; Kafka’yı da sadece sevgilisi Milena’ya
mektuplar yazan zavallı bir âşık olarak indirgemeye kalkmayın derim ben. Gene
de sizin bilirsiniz.
Kitap yazdığı mektubun orijinal el
yazısı, annesi kardeşleri babası gibi birçok resimlerle süslenmiş. Kitaptan
alıntı yapsam mı bilemedim doğrusu, bunun yerine bugünlerde sıkça gördüğüm
sayfalar arasından çekilmiş resimlerle noktalayım. Keyifli okumalar…



