homosapiens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
homosapiens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2017 Çarşamba

Mesudiyeli Mesut abi yalnız değilsin


Belki gene her seferinde olduğu gibi beyhude yere kaygılanıyor ve günümü zehir ediyorum. Üstelik ne için, iki gün sonrası, yani henüz gelmemiş olan gelecek için. Tüm ömrüm gelecek kaygısı ile geldi, geçti, geçiyor… Bilmekle yapabilmek öyle farklı şeyler ki, yapamadıktan sonra neye yarar bilgi? Müthiş bir yılgınlık içerisindeyim, göz kapaklarımla zıtlaşıyorum iki saattir, kapanmak için direnseler de muvaffak olamıyorlar. Anama bugün biraz açıldım da, oğlum biz şehir insanı değiliz artık diye yanıtladı. Böyle ahlaksız, yalan dolanın tavan yaptığı bir kent bizi dışarı kusuyor artık, dürüstlüğümün efendiliğimin, iş olsun, özel hayatta olsun etrafımdaki insanları rahatsız ettiği öyle aşikâr ki… Nerden aklıma geldi, hani Mesudiyeli mesut’un hüzünlü uyanışını yaşıyorum ve üstelik piyango falan da vurmadı bana. Ah be anacığım keşke şehri terk etmekle sıyrılabilsek bu yozlaşmışlık, kokuşmuşluktan. Sosyal bilimci Hobbes’in ünlü deyişi gibi : “insan insanın kurdudur.” Sanıyorum yakın tarihte dünya bu defolu türden tümüyle kurtulacak ve bunu insanın bizatihi kendisi yapacak. Zor olacak ama hayatımı idame ettirebilmek için bu türle zoraki haşır neşir olmalı ve giderken, geriye onlara şamar olur umuduyla bırakabileceğim kadar eser bırakmalıyım. Gene de mensubu olduğum tür ve genetik mirasçılarıma karşı kodlarıma işlemiş olan, türümü devam ettirme kaygısı yaşadığım yadsınamaz. Hani çoğunuz bilmez belki, bir gemi batıyor diyelim, filikalara öncelik çocuk ve kadınların konulması sırf bu kaygıdır derinlerde yatan.

Amma çok sigara içtim bu gece ve henüz benim için gece bile denmez bu saatlere. TRT İzmir Kent radyosunu dinliyorum sabahtan beri. Pikselden ibaret olsa da sizleri görmek istemiyorum sanırım, en azından bugün. Hem sunucuların ve çoğunluk edebiyatçı konuklarının dingin sesi, özlemini duyduğum bir şeyi anımsatıyor bana, sükûn… Çok değil on onbeş sene evvel Beyoğlu’nun o keşmekeşinde nasıl turluyordum, sabahlara dek rock barlarındaki gürültüye kulaklarım nasıl isyan etmiyordu.  Yaş almakmış peh! Ne komik bir cümlecik. Yaş alınmaz, bildiğin yaşlanılır yahu. Edilgen bir durumdur bu ve yaşlanıyorum işte güzel güzel… Radyo 3’ün klasik müzikleri eşliğinde ise bu edilgen durum, oh ne ala doğrusu.


Gelelim kadınlara, hani daha iyi anlaşmam olası hemcinslerimle bile iki sohbetin belini kıramazken, sanırım sizlerle hiç anlaşamayacağım. İşte bu noktada lanet olsun bazı fiziksel ihtiyaçlar diyorum. Yalnız böyle anlar da adult video sektörü imdadıma koşuyor, sağ olsun. İşte böyleyken böyle sayın okur, daha fazla yazıp ne sizin içinizi karartayım, ne kendiminkini. Zaten birkaç güne geçecek bir ruh deviniminin yazdırdıkları bunlar. Yaz geldi mi, çiçekler yeşillendi mi ve siz kadınlar cüretkârca dolaşmaya başladı mı geçer hepsi. Cüretkâr hanımlar iyi ki varsınız, Allah sizden razı olsun diyor ve bu yazıyı burada noktalıyorum. Sevgiyle kalın… 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...