Belki gene her seferinde olduğu gibi
beyhude yere kaygılanıyor ve günümü zehir ediyorum. Üstelik ne için, iki gün
sonrası, yani henüz gelmemiş olan gelecek için. Tüm ömrüm gelecek kaygısı ile
geldi, geçti, geçiyor… Bilmekle yapabilmek öyle farklı şeyler ki, yapamadıktan
sonra neye yarar bilgi? Müthiş bir yılgınlık içerisindeyim, göz kapaklarımla
zıtlaşıyorum iki saattir, kapanmak için direnseler de muvaffak olamıyorlar.
Anama bugün biraz açıldım da, oğlum biz şehir insanı değiliz artık diye
yanıtladı. Böyle ahlaksız, yalan dolanın tavan yaptığı bir kent bizi dışarı
kusuyor artık, dürüstlüğümün efendiliğimin, iş olsun, özel hayatta olsun
etrafımdaki insanları rahatsız ettiği öyle aşikâr ki… Nerden aklıma geldi, hani
Mesudiyeli mesut’un hüzünlü uyanışını yaşıyorum ve üstelik piyango falan da
vurmadı bana. Ah be anacığım keşke şehri terk etmekle sıyrılabilsek bu
yozlaşmışlık, kokuşmuşluktan. Sosyal bilimci Hobbes’in ünlü deyişi gibi : “insan
insanın kurdudur.” Sanıyorum yakın tarihte dünya bu defolu türden tümüyle
kurtulacak ve bunu insanın bizatihi kendisi yapacak. Zor olacak ama hayatımı
idame ettirebilmek için bu türle zoraki haşır neşir olmalı ve giderken, geriye
onlara şamar olur umuduyla bırakabileceğim kadar eser bırakmalıyım. Gene de
mensubu olduğum tür ve genetik mirasçılarıma karşı kodlarıma işlemiş olan,
türümü devam ettirme kaygısı yaşadığım yadsınamaz. Hani çoğunuz bilmez belki,
bir gemi batıyor diyelim, filikalara öncelik çocuk ve kadınların konulması sırf
bu kaygıdır derinlerde yatan.
Amma çok sigara içtim bu gece ve
henüz benim için gece bile denmez bu saatlere. TRT İzmir Kent radyosunu
dinliyorum sabahtan beri. Pikselden ibaret olsa da sizleri görmek istemiyorum
sanırım, en azından bugün. Hem sunucuların ve çoğunluk edebiyatçı konuklarının
dingin sesi, özlemini duyduğum bir şeyi anımsatıyor bana, sükûn… Çok değil on
onbeş sene evvel Beyoğlu’nun o keşmekeşinde nasıl turluyordum, sabahlara dek
rock barlarındaki gürültüye kulaklarım nasıl isyan etmiyordu. Yaş almakmış peh! Ne komik bir cümlecik. Yaş alınmaz,
bildiğin yaşlanılır yahu. Edilgen bir durumdur bu ve yaşlanıyorum işte güzel
güzel… Radyo 3’ün klasik müzikleri eşliğinde ise bu edilgen durum, oh ne ala
doğrusu.
Gelelim kadınlara, hani daha iyi
anlaşmam olası hemcinslerimle bile iki sohbetin belini kıramazken, sanırım
sizlerle hiç anlaşamayacağım. İşte bu noktada lanet olsun bazı fiziksel
ihtiyaçlar diyorum. Yalnız böyle anlar da adult video sektörü imdadıma koşuyor, sağ olsun. İşte
böyleyken böyle sayın okur, daha fazla yazıp ne sizin içinizi karartayım, ne
kendiminkini. Zaten birkaç güne geçecek bir ruh deviniminin yazdırdıkları
bunlar. Yaz geldi mi, çiçekler yeşillendi mi ve siz kadınlar cüretkârca
dolaşmaya başladı mı geçer hepsi. Cüretkâr hanımlar iyi ki varsınız, Allah
sizden razı olsun diyor ve bu yazıyı burada noktalıyorum. Sevgiyle kalın…
