8 Temmuz 2020 Çarşamba

alkollüleştiremediklrimizdenmisiniz


biliyor musunuz sarhoş olmak güzel bir şey,mesela şimdi olduğu gibi. Demek artık sabahları beş yıldan beri düzenli aldığım antidepresanlar artık bir işe yaramıyor. alkolluyken çok yazının başına geçti ama hiç bu kadar matizken yazmamıştım doğrusu. Şimdşiden şmla hataları için affola diyerek yazıya başlayalım.
her ne kadar her on kişiden yedisi 25-30 falan gösteriyorsan falan dese de yaş 40 oldu sayın okur. Artık bir şeyler yapmak için son fırsaqtlar bunlar. Şindiii çok hoşlandığım hatun bu tabiri kullandığım için özür dilerim der ki bana levo fuckbody olalım bir çatı da yaşayalım ama canımız başka birini isterse karışmayalım birbirimize. yapamam lan ben bunu x hatun seviyorum çünkü seni sanki,emin değilim ama sanki öyle. Ve o takdire şayan tecrüben korkutuyor beni,çoğu fenni sünnetçiden daha çok penis görmüş olmalısın. VE sanki başka biri daha var asıl hoşlandığım içi bomboş olan safi güzellikten oluşan genç bir hatun, tam bir boşluk sanki beyni sadece bir aksesuar,hormonlarım lanet hormonlar. O da yakışıklı biri olduğumun hakkını teslim ediyor ama anası ile aynı yaştayım be, ve dert ediyor bunu. Ve kabul etmek gerekir ki beni tek cezbeden bu işin şmkansızlığı. 
ve yakın zamanda her açıdan tam match up bir hatun çıktı karşıma,hani bayagğı da güzel ama şu elektrik midir nedir onu hiç alamıyorum lan. yarın bir kahve içmek için sözleştık dur bakalım.
bunlar işin aşk kısmıydı, şimddi detaya girmek biras narsisik kçar diye yazmıyorum çokca yeteneği olan biriyim ben, hasiitir bardağı ıkaladım bira laptopa döküldü oldugu gibi bir dakika.... hıı nerde kalmıştık...Evet arık iu kponformisyt konformist yanımı terk etmeli ve hayalini kurduğum şu işlere bir el atmalıyım.Kaybedeceğim tek şey zincirlşerim olacak.
Öte yandan dünya ama özellikle ulkenin durumu vahim. Üzülüyorum,durumlar çok kötü. Bugğün okudum bu corona neandertallardan kalan bir salgınmış,şayet öyle ise ki bu arkidişler tuhaf bir şekilde kayboldu tarih sahneinden demek şimdi sıra bizde. 
o zaman neden yazıyorum,hazır fıtsat varken bir kaç kitap daha okumalı ölmeden, şimdi alta vaktinizi alığım için küfür edebilirsiniz. iyi geceler.
ha bir dakika eskiden sizi biri takip edince,üzerine tıklayıp sayfasını görebilliyot ve takip edebiliyordunuzz. Simdi yeni arkadaşların takip ettiği sayfaları görebiliyor ama kendi sayfalarını göremiyorum. Bir yandan merak... işte öyle ,kimsiniz nesiniz yazın buraya iyi geceler...

30 Mayıs 2020 Cumartesi

naber insanoğlu !

Nereden başlamalı bilmiyorum,anlatmak istediklerimin ne kadarını yazıya dökebileceğim şüpheliyim. En çok korktuğum ise ortasında bir yerde sıkılıp yazıyı sonlandırmak ki sıkça yaptığım bir şey bu. Geçen, beni bir abi,bir usta gibi gören bir genç, konuşmamızın ortasında şaşkınlıkla "nasıl yani yazının başına geçince ne yazacağını bilmiyor musun" diye sordu. 

şimdi biraz kendimi övücem mutevazılığın esamesi bile okunmayacak. yazmayı her ne kadar seviyor olsamda aslında ben bir konuşmacıyım. Bilgi birikimim müthiştir,gugulu siktir et bana sor diyecek kadar. Ki bu övünelisi bir şey değil,zeka övünelisidir kaldı ki ben zeki biri değilim. Sadece bilgiliyim ki bu biraz mesai harcayacak her faninin ulaşabileceği bir melekedir.( meleke ise şayet) Bir arkadaşımın ismini bile gün içinde defalarca unutan şaşıran ben, elli yıl öncesine ait bir filmin tüm castını sayabilir, yıllar önce bir siyasinin gündeme dair konuşmasını kelime kelimesine aklımda tutabilirim.Örnekler çoğaltılabilir,ne demek istediğimi anladınız umarım. Böyle olunca insan aslında kabak gibi ortada olan başımıza gelecek şeyleri herkesten önce görebiliyor. On onbeş tane periyodik aralıklarla iletişime geçtiğim bir arkadaş grubuna 2020 yılında virüs mirüs gibi spesifik argümanlar sunmasamda yaşanacakları neredeyse birebir anlatıp uyardım. Ve daha fazlasını... Bu daha fazlası kısmını burada da yazabilirim ama klavyenin tuşlarına basmak çok can sıkıcı benim için,ama karşılıklı çay içsek bir iki saat içerisinde size her şeyi aktarabilirim. 

İşte bu bir konuşma olsaydı neden böyle bir giriş yaptığımı unutmayacak devam edecektim. an itibariyle unuttum zira tuşlara dokunurken zihnim akmaya devam ediyor hızına yetişemiyor ve unutuyorum. allahtan çok hızlı konuşuyorum,çoğu insanın ne dediğimi anlamayacak kadar hızlı.

Ben bir sosyalistim, ve dolayısıyla hep umutlu olmalıyım. Ama ilk kez yurdum insanına olan inancımı yitirdim. Hatta coğrafyanın dışına çıkalım,insanoğluna olan inancımı yitirdim hatta artık sizleri bir tehdit olarak görüyorum. Müthiş bir akıl tutulması yaşıyorsunuz, hepiniz başkalaştınız, bunun farkında değilsiniz maalesef ve bu cümleleri okuyanlar beni bir deli olarak görüyor olmalı, ben olsam öyle düşünürdüm. o kadar manipülasyana uğradınız ki, çok değil on onbeş sene önce yaşansa sokaklara çıkacağınız olaylar size artık o kadar vaka-i adiye olarak geliyor ki... İstila edildiniz, istila sözcüğünü burada bilinçli olarak kullanıyorum. Ne demek istediğimi anlamanız için bir geneçekim olan başrolünde Nicole Kidman'ın oynadığı istila filmini izlemelisiniz. Sözüm ona gezegeni dünyadışı varlıklar istila etmiştir. Her ademoğlunu yavaş yavaş kendilerine dönüştürürler, henüz dönüşmemiş birini anlamak çok kolaydır. Diyelim bir kadın kendini çatıdan aşağı atıyor,veyahut birini sokağın ortasında hunharca katlediyorlar,eğer bu durumda bir tepki vermeyip günlük rutininize devam ediyorsanız bir sorun yok, ama bir çığlık attınız diyelim,veya yardıma kalktınız,geçmiş olsun,dakikalar sonra artık siz de onlardan biri olacaksınız.

Hollywood sinemasına bakın,son on yıldır öyle çok filmin içine dünya nüfusunu yarıya indirmek isteyen bir psikopat ve ona engellemeye kalkan insanların filmi pomplanadı ki, kötüsü ise verilen göndermeler ulan herif haklı aslında dedirten filmlerdi. Mental olarak hepimizi hazırladılar. Sıkıldım kusura bakmayın,bir yandan alkol almamın da tesiri var bunda sanırım. Durun biraz daha inat edeyim bakayım.

bunu da izleyin lütfen :


Virüs öyle kolay bitmeyecek, 1929 yılındaki büyük buhranı biliyor olmalısınız,daha kötüsüne hazır olun,kaldı ki zaten başladı bile. Kozmik boyutta yaşanacak olaylara hazır olun, blue beam project  veya değil hazır olun. Enerji kaynaklarınının tükenişine - başta su- ve akabinde yaşanacak büyük göçler ve savaşlara girmiyorum bile. Yok efenim kapitalizm bitecek sosyalizm benzeri şeyler gelecek zırvalarına itibar etmeyin. Yakın tarihte insanlık hiç olmadığı kadar vahşi olacak, çünkü bundan sonrası artık survival . Doğal yahut yapay,seleksiyon başladı. Torunlarımız marsa fezaya açılacak lakin biyolojik torunlarımız değil, yapay zeka,makinelerin yükselişine hazır olun. Ha diyelim hazırsınız mental olarak, bilin istiyorum geriye kalanlarımız "yeraltında" yaşamlarını idame ettirecekler. Hadi silmeyip paylaşayım bu yazıyı ve sizler de gülüp geçin. hoşçakalın.

19 Nisan 2020 Pazar

okumak şakaya gelmez


"yaşamak şakaya gelmez büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın", der ya sevgili Nazım. Bilinmelidir ki okumakta ciddi bir eylemdir,asla şakaya gelmez.Getirdikleri ve götürdükleri olur insandan, evet bir şeyleri götürmeli ki yenileri gelebilsin. Kütlesi en ağır şeylerdir kitaplar diğer nesnelere asla benzemezler. Evinizdeki tüm objelerle veya üzerinizdeki yadigar bir takı ile bile test edebilirsiniz bunu. Mesela babadan kalma kurmalı bir saat en az yirmi yıldır kolunda,babanı hatırlarsın,geçmişi, çocukluğunu,acı ve tatlı anıları. evet, elbette evdeki bir beyaz eşyadan daha fazladır hacmi,yoğunluğu. Hadi şimdi bir kitaplığına göz at,mesela ben Kafka'nın tüm külliyatını bir araya koymuşum.Dava'ya bakıyorum,yıllar önce okunmuş ve bitmiş. Sonra belki zaman zaman açılmış,tekrar okunmuş. Bir yerlerin altını çizmiş ve daha önceki okumalarda neden altını çizdiğimi hiç anlamadığım yerleri sorgulamışım. Artık o eski samimiyetini yitirmiş iki eski dost gibiyiz. Coronadan önce ve sonra diye bir milat olacağı gibi bu bazı kitaplar içinde geçerlidir. Kafka'dan önce  ve sonraki ben asla aynı kişiler değiliz. Tüm hayatı etkiler bazı kitaplar,bazı yazarlar. Bir yanın memnundur diğer yanın bin pişmandır o kitabı okuduğuna. Hani hayattan çok ağır bir darbe alırsın ya ve sonraki yıllar dua edersin o zor zamanları yaşadığın için. Tecavüze uğramışsındır bir bakıma,zihinsel bir tecavüz. Hani nasıl anlatsam noel babanın aslında gerçek olmadığını idrak edersin ya.. Hani ölümün gerçekte ne olduğunu anlar ya bir çocuk ( sahi hangi yaştır o ) işte o soğuk gerçeği biliyorsundur artık,eski sen o anda bitiverir. o an ,o lanet olası an bir milattır işte.

Demem odur ki tekrar sayın okur,okumak şakaya gelmez ciddi bir eylemdir. Sorumlulukları vardır, risklidir coğu zaman,bu bilinçle aralayacaksın o sayfaları, o mangal gibi yüreğe sahip olacaksın.Mazoşist olacaksın biraz en basit haliyle. Yazarken hissediyorum şu an bu en ciddi yazım benim ve lanet bilgisayarı bunun için açmamıştım dahi.

İçiyorum bu salgın günlerinde şimdi olduğu gibi,bir alkolik olmama belki çok az kaldı. Masamın en uç köşesindeki Sartre'ı görmek yazdırdı bunları bana. Bir sorumluluk addettim birden,farz gibi bir şey hani neredeyse.Ya da sarhoşum ve saçmalıyorum. Alkol ve kitap bu ikisi yanyana gelince hemen aklıma Latife Tekin gelir. Şimdisini bilmem ama çiçeği burnunda bir yazar iken sağlam içtiğini duymuştum bir belgeselde,belki henüz onyediymiş yaşı. Bak şöyle kafamı bir çevirdim ve Raskolnikov'u gördüm, hani şu Dostoyevski'nin suç ve Ceza romanı canım. Bir insan raskolnikov'la tanıştıktan sonra aynı olabilir mi hiç, hele ki bir proleterse o kişi,hele henüz onyediyse yaşı ve henüz bilmiyordur ama hemen arkasından tutunamayanları okuyacaksa...Ha canım çocuk,ne yaptın kendine sen.

Dostlarım var bir şekilde edebiyat dünyasına adım atmış, ve artık kırk yaşında bir adamım ben. Ne çok kişiden duydum yaz diye. Dedim ya okumak ciddi bir eylemdir,dolayısıyla yazmak. yazının başından beri refere ettiğim yazarların ayarında olmayacaksa yazık değil mi o okura sorarım sizlere. Alkol yanımda,bitmek üzere ve daha gece iki buçuk . Fazılın piyano konçertosunu dinliyorum bir yandan,beethoven'dan çalıyor.  Ciddi adamlar bunlar,ciddiyetle dinlemeli. Demem odur ki sanat ciddi bir iştir,öyle şakaya gelmez sayın okur. Muhakkak Da vinci büyük bir ciddiyetle çizdi mona lisa tablosunu. tarkovski gayet ciddi bir şekilde yönetti Solaris'i... Solaris , ne rahatsız edici bir filmdir sahiden o.

hadi bitireyim artık,peki ben neden mi açmiştım bilgisayarı emin değilim,sanırım kaydettiğim hoş hatunlardan birini geçecektim boş kağıda. Ya da ekstra bir geiir olsun diye youtuba bir video hazırlaacaktım. ama şimdi sanırım içmeye devam edeceğim ve düşüneceğim. Ve bilmem söylemem gerek var mı ama, düşünmek cok ciddi bir eylemdir,düşünün bunu....

2 Nisan 2020 Perşembe

Bir ben var,bir de ben var gene...

Bir kaç saat önce öldüm sayın okur. Geçen hafta da ölmüştüm ve ondan önceki hafta ve de ondan önceki. Kaç kez ölebilir ki bir insan ya da şöyle de sorulabilir,kaç kez dirilebilir? Bir,iki...sekiz,dokuz...? Dün gece çiçeklere su verdim ve insanların korkunç öykülerini anlattım onlara. Sonra televizyonu açmaya çalıştım ama lanet kumandanın pili bitmiş.  Yapılacak en doğru şey telefonun vpn'nini açıp porno izlemek gibi geldi bana. Ne demişti Woody Allen :"Sevişmek briç oynamak gibidir. Eğer iyi bir partneriniz yoksa iyi bir eliniz olmasını ummalısınız." Karış açtığım  zaman 25 santimlik bir elim var ve demircilik yaptığım yılların aksine o kadar nasırlı değil,daha yumuşak doğrusu.

Bir süre sonra kendimi korona virüsü ile ilgili haberler izlerken buldum. Bomboş New york sokakları, sanki distopik bir filmden sahne gibi ama basbayağı gerçekti işte. Sonra,sonra bir baktım ertesi güne uyanmışım, alkol aldım ve ellilik bir viskiyi mozart dinleyerek neredeyse bitirdim. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi aklıma geldi, madem öleceğiz entelektüel ihtiyaçlar hava civa değil de nedir Allahaşkına. Daha çok kadınla sevişmeliydim, ne de olsa ölüm haklarım azalmış gibiydi. Kaç canlı olabilirdi ki bir insan? Görülen o ki sağlıklı düşünemiyorum sayın okur. Bu gece deli gibi içmemin sebebi makul bir saatte uyayabilmek umudu,yoksa bu durmaksızın çalışan beynim biliyorum ki bir uyuşturucuya ihtiyaç duymayacak denli normalin üzerinde seyrediyor. Sabah ben ne yazdım ulan diye pişman olmamak adına burada noktalamak en mantıklısı gibi.Sağlıkla kalın,hoşça kalın...

21 Mart 2020 Cumartesi

Karantina mı, o da ne ?



Tam iki yıldır 2019 ve 2020 de olacakları neredeyse tümüyle bildim. Ve şunu da biliyorum ki  bu süreçte en çok ihtiyacımız olan şey gülümsemek, yüksek bir moral,olabildiği kadar...

Gündem malumunuz corona ve an itibariyle 65 yaş ve üstüne sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ve belli bir yaşın üzerindekiler bu yasağa asla riayet etmiyor,nasıl etsin ki. 40 yaşında biri olarak onları çok iyi anlıyorum. Biz gözümüzü sokaklarda açtık,oyunlarımız saklambaç,körebe gibi kolektif oyunlardı. Fast foodumuz annemizin yaptığı salçalı ekmekti,bir elimizle ekmeği ısırırken önümüzdeki topla arkadaşımızı çalımlamaya çalışıyorduk. Siz evde playstation oynarken sipariş verdiğiniz hamburgeri yiyor bir joystick yardımıyla gol atmaya çabalıyorsunuz. Okula başladık hoca ödev verdi mi hemen yanımızdaki internet kafelere değil şehrin merkezindeki kütüphanelere doluştuk. Pierre Loti'ye sevgilimizle birlikte gün batımını izlemek için çıkıyorduk,günümüz gençleri gibi instagram da story atmak için değil. Taa 555k döneminden beri otoriteye bir isyanımız olursa sokaklara dökülüyorduk. Sizler çoğunluk twitter da hastag açıyorsunuz. 

Yazı şuna evrilmesin,gençlerle bir derdim yok. Sadece, çağında ilerlemesiyle değişen başkalaşan insan popülasyonunu anlatmaya çalışıyorum. Günümüz ebeveynlerinin en büyük derdi çocuklarını şu tablet pc gibi cihazlardan biraz olsun koparıp sokağa çıkarmak değil mi allasen. Gençler heyy! farkında mısınız siz hep bir karantina altındaydınız zaten. Diyelim topyekun sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve uzadı gitti bu süreç,pek zorlanmayacağınız aşikar. Biraz egzajare edelim ,belki de bir sokağa çıkma yasağı olduğunu fark etmeyenler bile olacak aranızda. Şu illeti def edince şöyle yeni bir virüs çıksa ya ne güzel olur. ( COVID-20 sadece günün en az sekiz saatini dışarıda geçirmeyenleri tehdit ediyor ) 

Bende radikal kararlar aldım ama misal; 
Şu süreç bir geçsin doğru beyoğluna atıcam kendimi,umarsızca içicem ve şu karşı masada bana gülümseyen hatunun ( hep olur öyle bir hatun)yanına seğirticem. Bir kaç dakika sonra ne kadar boş ne kadar ebleh olduğunu fark edeceğim. Ve bir yandan telefonuma şu notu yazıyor olucam" Levo ilk iş bir göz doktoruna randevu al" Ama bu sefer yılmıyacağım sayın okur. Madem yaşam bir pamuk ipliğine bağlı,o kadar da şey etmemek lazım değil mi ;)

O kadar da şey etmeyeceğimiz günlere uyanmak üzere sağlıkla kalın...

BONUS:


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...