26 Eylül 2013 Perşembe

Philip Marlowe


The Long Goodbye

 27 eylül Cuma 22.00’da Cnbc-e’de; sonra üzerine uzun uzadıya yazarım ;)

11 Eylül 2013 Çarşamba

Mr.Nobody (ön yazı)


Mütevazılık yapamayacağım bir dal varsa o da sinemadır. Geçen hafta alelade bir kanalda rast geldiğim bu film hemen uzun zamandır değişmeyen ilk onum arasında yerini aldı ve o zamandan beri üzerine uzunca yazmayı tasarlıyorum. Lakin hem konusu olsun hem de içinde geçen replikler olsun atlanacak gibi değil. O sebeple yazmadan evvel tekrar izlemekte yarar görüyorum.Bir önyazı olsun istedim, belki fırsatı olan birileri bu arada izler. Paylaşım işte canım :) neyse ...
Not: Başrol oyuncusu Jared leto'yu bazılarınız Requiem for a Dream'den anımsayacaktır.Ki o da fena film değildir.İyi seyirler...

2 Eylül 2013 Pazartesi

Bu şehir...


"...eğer sen yine İstanbulsan
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbulsan
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar

yine emrindeyim..."


Attila İlhan- İstanbul Ağrısı

29 Temmuz 2013 Pazartesi

İstanbul için imsak vakti


Belli. Hiçbir şey iyi olmayacak, bir şeyin düzeleceği yok. Yetmezmiş gibi bu günleri de arayacağımı kuvvetlice duyumsuyorum. Zaten tersini bilmem ki, böyle bir şeyi hiç tatmadı bünyem. Ve işin gerçeği böylede kalsın istiyorum sanki çaktırmadan.  Dün pazardı biliyor musun sayın okur? Jose Arcadio Buendia’nın simya-astronomi gibi şeylerle uğraşırken kafayı takıp sayıkladığı üzre, bugün hâlâ Pazar değil miydi? Ve korkarım yarında aynı olacak. Saklambaç oynarken ilk ebe kim olacak diye bir taşın üzerine tükürüp, yaş mı kuru mu diye bir nevi yazı tura attığımız yıllarda da, güneş aynı güneş, gök aynı gök, yer aynı yerdi. Evrenin bir zembereği de yoksa saat niyetine, nedir şimdi bu sakalım, saçımdaki aklar… Çocuk Mikael’in dünyanın en iyi hokkabazı olabilmesi için, büyüdüğünde bir topu aralıksız havada asılı tutması gerekecekti. Yapabilirdi de hani, ta ki böyle bir şeyin fizik kurallarına göre imkânsız olduğu öğretilene dek. Demek ki bize dayatılanlar dogmatik bilgilerde değilmiş sadece. Çocuksu düşlerimizden bizi vazgeçiren şeyler… Çocuksu düşünmek, neden kabahattir bu? Oscar heykelciğini bir gün kaldırabileceğime eminken, ne oldu da “hacı, maaşı en azından bin lira olan bir iş bulalım da iyidir” cümlesini kurar olduk. Sigara öldürür yazısına hiç aldırış etmezken, emniyet kemerini her seferinde itirazsız takıyor oluşum, bilinçaltımın nasıl bir tezahürüdür? Ya her gece kimseyi kırıp üzmemek için dilime hâkim olmama yardımcı ol tanrım diye dualar eden ben, nasıl oluyor da bunu her defasında beni en çok seven insanlara yapıyorum, yapıyoruz. Şu tatilde ki güzel kıza neden yazılmadım ki ben? Hadi onu geçtim, geçen bütünleme sınavında bir kafenin terasında yağmurdan sakınırken aynı masayı paylaştığım, hayatımın belki en iyi yarım saatini yaşadığım, sohbetine, güzelliğine doyamadığım hatuna ne demeli. Nasılda sokağı dönene dek durup durup baktık birbirimize. Furkan dün köprüden dönerken 50 km yol gütmemize rağmen yarısı kadar benzin yaktığını övünerek anlattı durdu. Modelin pembe mezarlığı, Demet Akalın’ın Türkan’ı ve Teoman’ın renkli rüyalar oteli boyunca sürdü bu. Arabasının yakıtı için edindiği beceriyi kurduğu cümleler içinde öğrenmesi gerektiğini söylemeli birisi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hâlâ günlerden pazardı üstelik. Kontrol ettim 5 Ağustos pazartesi’ye denk geliyormuş, şüphem yoktu zaten.  Geçen balığa çıktığımızda yanımızda fener götürdük, uzakta biri sabahtan yakmıştı. Sordum, diyojen’in üçüncü nesilden kuzeniymiş.  Kaç gündür dolunay coştu da coştu, sende fark etmiş olmalısın. Okuduğunu biliyorum, aramızdaki mesafeyi ortadan kaldıran yegâne şey değil miydi ay? Bedencinin eşofman takımı olmadığı için patakladığı öğrencilerden biriydim ben ve amuda en iyi kalkanlardan biri oluşum bir şeyi değiştirmeyecekti. Ondandır yaş kaç oldu hâlâ ayakları üzerinde durmayı başaramadım. Bu nasıl bir gecedir yahu, nereye varacak bu sohbet. Hayır efenim kelimeleri yutmuyorum ben, sadece çok hızlı konuşuyorum. Belki kariyerimi rapçi olarak tasarlamalı, bu dezavantajı lehime çevirmeliydim. Cartel gibisi de gelmedi hani, yalnız Demet Sağıroğlu’nun Arnavut kaldırımlarıyla aynı zamana denk düşmesi beyinde bir travma yarattı şüphesiz. O klipteki bebek büyümüş olmalı rahat 25 vardır da, yalnız Bizimkiler dizisinde aynı zamanda anlatıcı olan çocuğu yıllar sonra yeni bir dizide gördüm de, ürpererek besmele çektim. Benjamin Button içine kaçmış olmalı, insan hiç mi yaşlanmaz ulan? En ucuzu 150 TL. Baba böyle bilet fiyatımı olur ya… Roger Waters abi o şarkının ruhuna da uymaz bu bilesin. Radyoda an itibarıyla Tears in Heaven çalmaya başladı. Eric Abimizi bu âlemde tek geçerim. Keşke bu güzel şarkının böyle kötü bir hikâyesi olmasaydı, ne acı… Cık! Bu yazı uzar giderdi de, şimdi zor artık. Bu beyaz tişörtte yakışmadı bana, zaten pasaklı da bir herifim. Hem tüm renkler büyük bir hızla kirleniyorken birinciliği boşuna buna vermemişler değil mi. İstanbul için imsak vakti yaklaşıyor, noktalayalım artık. Sevgiyle kalın, hoşça kalın…

28 Temmuz 2013 Pazar

Amy Winehouse

14 Eylül 1983 - 23 Temmuz 2011

Koca bir ay boyunca kafamda tasarlayıp durdum. Güzel bir portresini çizmeliydim öncelikle sonra da altına bir yazı döşenmeliydim. Özenli ve oldukça titizce… İsmine yakışır bir şekilde yâd etmeliydi. Parmaklarım basket oynarken fena incinmişti aksi gibi ama bu beni durduramazdı. Derken gün gelip çattığında şezlongda uzanmış tatil için aldığım “yüzyıllık yalnızlık”ı okurken buldum kendimi. Ve belki de mp3’ümde “you know im no good” çalmaya başlamasıydı aklıma bile gelmeyecekti.Aslında en iyisi bu olmuştu çünkü hiçbir sözcük onu anlatmaya yetmeyecekti kuşkusuz. Aynı şeyler pekâlâ Janis Joplin içinde söylenebilir, onu da yâd edelim böylece. İyisi mi biz hadi şarkıyı dinleyelim. 
Toni abi belki sekseni devirdin Allah uzun ömür versin, seni de çok severiz de...abi hani nasıl iş bu???


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...